Küçük İşletme

      Yorum yok Küçük İşletme

Geçmişte tedarik zinciri olarak tek bir işletmede dikey bütünleşme vardı. Firma, kendi çekirdek işiyle doğrudan ilgili olamasa da pek çok fonksiyonu (tam denetim, fikri mülkiyet, sır saklama vb gibi değişik nedenlerle) kendi içinde gerçekleştirmeyi tercih ederdi. Bu durumun hantal ve atıl bir yapı oluşturduğu fark edildi. Fonksiyon ve süreçlerin bazıları yan sanayi tarafından gerçekleştirilmek üzere işletme dışına çıkarıldı.

İş dünyasında işletmenin dikey bütünleşmesi yerine hızlı, çevik ve esnek olması tercih ediliyor. İşletme ölçeği ve derinliği büyüdükçe özellikle hızın ve çevikliğin yitirildiği artık iyi biliniyor. Dolayısıyla 1970’li yıllardan beri ‘büyük’ olmanın ‘daha iyi’ olmak anlamına gelmediği şeklinde (kimi zaman “Küçük güzeldir” olarak ifade edilen) bir iş yorumu var. Gerçekten bir girişimcinin sahip olduğu işletmenin büyüklüğünden (‘küçüklüğünden’) bağımsız olarak bazı üstünlüklere sahip olacağını söyleyebiliriz. Önemli olan, ‘küçük’ firma ölçeğini bir üstünlük olarak değerlendirebilecek iş modeline ve yaklaşıma sahip olmak olarak görünüyor.

1970’ler sonrası, bilim ve teknolojinin yüksek hız ve çeşitlilikte geliştiği bir dönem oldu. Kimi zaman yeni ekonomik çağ olarak bu zaman dilimine küçük işletmelerin tercihi eşlik etti. Bunların ön plana çıkışında pazara giriş engellerinin zayıflaması, yeni teknolojiyi edinme imkânları, müşteri isteklerinin hız, çeviklik ve anlık tepki gerektirecek şekilde özgünleşmesi de rol oynadı. Bu sürecin sonuçları ulusal ekonomilerin işletme envanterini oluşturan firmaların çok büyük oranının ‘küçük’ kategorisine girenler olması şeklinde gözleniyor.

Bu durumdan iş yönetim kültürü adına çıkarabileceğimiz bir sonuç olabilir: Eğer küçük bir işletme sahibi iseniz bunun bir üstünlük olabileceğini düşünerek hareket edin. Eğer büyük bir işletme iseniz bu durumda ‘küçük’ gibi davranacak hızlı, çevik ve esnek olmanın yolunu bulun, geliştirin.

Küçük İşletme, Büyük İş

Bir büyük projeyi baştan sonra gerçekleştirmek için küçük işletme ölçeği yeterli olmayabilir. Ama bu durumu bir engel olarak görmemek gerekir. Günümüzde iş ağları ve kümelenmeler küçük işletmelerin daha büyük ölçekli projelerde yer almalarına imkân tanıyor. Bu nedenle küçük olmanın üstünlüklerini etkili ve verimli biçimde kullanmanın yollarından birisi bu tür yapılarda yer almaktır.

Küçük işletmelerde gözlenen zayıflıklardan birisi, pazarlama fonksiyonuna yeterince önem vermemeleri ve ilgi göstermemeleridir. Pazarın imkânlarından yararlanabilmek için pazarlama fonksiyonunun küçük işletmenin odağı haline gelmesi gerekir. Küçük işletme bunu yapmadığı sürece hız, çeviklik ve esneklik özelliklerini üstünlük yaratmak üzere gereğince kullanamaz. Gene bu bağlamda küçük firmaların inovasyon becerikliliğinin ve yatkınlığının daha yüksek olduğunu hatırlatabilirim. Bu üstünlüğün (katma değerli olarak) kullanılabilmesi de pazarlama fonksiyonunun daha etkin yürütülmesine bağlıdır.

İşletme Ölçeği

İşletme yönetiminin ölçeğe bağlı olarak doğrusal bir yörünge izlemediğine (izlemek zorunda olmadığına) dikkat etmemiz gerekir. Özellikle küçük işletmede pazarlama fonksiyonunun işletilmesi, büyük şirketlerin ‘küçültülmüş’ bir kopyası değildir.

İş kültürünün işletme geleneğine ve ölçeğe dayalı olarak bazı farklılıklar gösterebileceği unutulmamalıdır. Kurumsal eğitim ve danışmanlık çalışmaları ile iş geliştirme – iyileştirme süreçlerinde bu noktaya hassasiyetle dikkat etmek gerekir. Kitapçı raflarında görüp ismini beğendiğiniz her kitap küçük işletme örneğinde doğru çözüme işaret etmiyor olabilir.

Küçük İşletme ve Girişimcilik

Girişimcilik kavramı, çoğu zaman yeni bir işletme oluşturmayı akla getirir. Ama bu kavram, mevcut işletmeyi de içine alan çok daha geniş bir kapsama sahiptir. Girişimci bir kişi, yeni bir işletme kurarak ya da mevcut işletmede yeni bir iş yaratarak girişimcilik deneyimini yaşayabilir.

Her işletme kalıcı, sürdürülebilir, katma değerli ve büyüyebilir olmak durumundadır. Büyüme; zorunlu olarak personel sayısının artması, yeni şubeler açılması veya mevcut işyerinin alan olarak büyümesi anlamına gelmez. Bir işletme öncelikle yarattığı değer, ciro ve kârlılık açılarından büyür; buna bağlı olarak diğer büyüme eksenleri gelir.

Bir küçük işletmede büyüme olgusu, iki ayrı eksende gerçekleşebilir. Birincisi; aynı ‘işi’ daha fazla (daha büyük ölçekli) yaparak büyümedir. Buna yönetsel büyüme adını verebiliriz. İkinci büyüme türü ise girişimci büyümedir. Bu büyüme tarzının özünde, yeni ‘işler’ (örneğin yeni ürünler, hizmetler, iş modelleri, örgütsel yapılar) yaratarak büyüme yer alır. İnovasyonu (yenilikçiliği) bu bağlamda düşünebiliriz.

Küçük işletmede büyüme tarzının belirlenmesi (girişimcinin temel fonksiyonu olan) vizyon ve politikalar konusudur. Bu nedenle iş sahibi veya üst yönetici hangi dönemde ne türden bir büyüme perspektifine sahip olacağına karar vermelidir.

Yönetici, Lider ve Girişimci

İş kültürü geliştikçe, yöneticilik ve liderlik arasındaki ayrım da iyice belirginleşti. Artık liderliğin vizyon ile yakın ilgili olduğunu, yöneticiliğin ise sistemli düzenlilik ile eklemlendiğini biliyoruz. Diğer yandan günümüzün iş dünyası şartlarında liderliğin önemi biraz daha öne çıkıyor.

İşletme kültürü açısından baktığımızda, yöneticiliğin temel olarak bir görev olduğunu kavrıyoruz. Buna karşılık liderlik ise bir rol ve fonksiyon olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan iş sahibinin temel özelliklerinden birisi olması gereken girişimcilik ise bir yaşam tarzıdır. Katma değerli büyüme, büyük ölçüde girişimcilik niteliği ile ilgilidir.

Girişimcilik niteliği ise gelişkin pazarlama becerilerine eklemlenmek zorunda. İşletmede girişimci öz geliştirilirken, pazarlama fonksiyonu da her zaman kritik önemde olacaktır. Günümüzün iş dünyasında girişimcilik özü ve pazarlama fonksiyonu bir bütün gibidir. Bu durum, küçük işletmeler için de bu denli önemlidir.

Pazarlama

İşletmeler açısından pazarlama fonksiyonu, ilginç bir özelliğe sahiptir. İş dünyasının görece uzun ömrüne bakıldığında pazarlama, 20’inci yüzyılın ilk çeyreğinde oluşmuş ‘genç’ bir fonksiyondur. Geleneksel pazarlama; tüketici davranışı, pazar araştırması, pazarlama planı, dağıtım kanalları gibi unsurlar içerir. Diğer yandan günümüz pazarlama felsefesine baktığımızda; yeni yaklaşımlar nedeniyle bilinen yöntem, teknik ve araçların hayli eskimiş (‘yaşlı’) olduğunu söyleyebiliriz.

Geleneksel pazarlama, piyasaya bilinemeyen; ama ancak tahmin edilmeye çalışılabilecek bir ortam olarak bakıyordu. Günümüzde ise iş kültürü, ekosistemin odağına müşteriyi (tüketiciyi) koyuyor. Gelişmiş bilişim, iletişim, İnternet ve duyarga (sensör) teknolojilerine eklemlenmiş yöntem ve tekniklerle müşterinin –çoğu zaman ifade edilmemiş bile olsa– ihtiyaç, istek ve beklentilerini yakalamaya çalışıyor. Küçük işletmeleri de içine alan yeni pazarlama yaklaşımını şöyle söyleyebiliriz: Her zaman müşterinin gözleriyle gör, kulaklarıyla duy. İşletmede herkes, pazarlamanın bir unsurudur.

Küçük İşletme ve Büyüme

Küçük işletmelerin bazıları, büyümeyi öngörmez ve istemezler. Piyasada kalıcılık ve sürdürülebilirlik vazgeçilmez olmasına rağmen, büyüme konusunda bir görüş birliği yok. Büyüme olgusu sadece personel veya mekânsal alan büyüklüğüne (ya da diğer sayısal miktarlara) bağlı bir konu değil. Büyümenin özü, öncelikle işletmenin kârlılığı (katma değer oranı) ile ilgilidir.

Piyasanın genel yönelimi tedarik fiyatlarının yükselmesidir. Bu nedenle kârlılık olumsuz etkilenir. Diğer yandan pazara yeni giren rakipler de müşterinin ve cironun bir bölümüne ortak olarak kârlılığın düşmesine neden olurlar. Kârı olumsuz etkileyen faktörlere başkalarını da ekleyebiliriz. Bu tür etkilerin var olduğu bir pazarda ‘aynı’ kalmak zordur. Dolayısıyla kalıcı ve sürdürülebilir olmak isteyen bir firma, kâr oranını artırmak veya olduğu düzeyde tutabilmek için önlemler almak zorundadır.

Nasıl Büyür?

Küçük işletmenin büyümesi için (yukarıdaki tartışmaya da bağlı olarak) üç unsurun etkili olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar firmanın karakteri, stratejileri ve girişimcinin kendisidir. Hiç kuşkusuz; bunlar arasında en etkili faktör girişimcinin nitelikleri ve pazar ile işletme ilişkin algısı ve vizyonudur.

Bir firma, mal ve/veya hizmet satar. Bir küçük firmanın büyümesi sağlanacak yeni satışlarla belirlenir. Yeni satışlar ise mevcut ürünlerin daha fazla satılması veya pazara yeni ürünler sunulması şeklinde gelişir. Mevcut veya yeni pazarlara var olan ürünlerle girilmesi ya da mevcut pazarlara yeni ürünler sunulması ile oluşan gelişmeyi yönetsel büyüme olarak isimlendirebiliriz. Girişimcinin yeni satışlar oluşturmadaki farkı ise yeni pazarlara yeni ürün ve/veya hizmetler sunulmasındaki vizyoner ve stratejik bakışından kaynaklanır. Buna girişimci büyüme diyebiliriz. Diğer yandan hangi tür bir büyüme yaklaşımı konursa konsun; her zaman için birincil güç ve enerji kaynağı girişimcinin kendisidir. Burada girişimcinin ve işletmenin inovasyon yapma becerileri devreye girer.

Büyüme, bir değişim sürecidir. Büyümeyi sağlayacak değişim faktörlerinden birisi; inovasyon (katma değerli yenilik) becerisi ve kapasitesidir. İnovasyon firmanın hem içini hem de dışını ilgilendirir. Dışsal değişim yeni pazar ve müşteri gruplarını bulunması, pazarda yeni (ifade edilmemiş) ihtiyaçların belirlenmesi şeklinde olabilir. İçsel inovasyon ise atık ve firenin azaltılması, kaliteden ödün vermeden maliyetlerin düşürülmesi, yeni üretim ve yönetim süreçlerinin geliştirilmesi veya yeni bir örgütsel yapının kurulması şeklinde olabilir.

Yönetsel veya girişimci büyüme, farklı yaklaşım ve üsluplar gerektirir. Örneğin yönetsel büyüme büyük ölçüde planlama odaklı iken, girişimci büyüme ağırlıklı olarak bireysel ve örgütsel öğrenmeye dayalıdır. Planlama etkili bir araçtır; ama katma değerli büyüme için asla tek başına yeterli olmaz. Diğer yandan girişimci ve çalışanların alacağı eğitim ve danışmanlık hizmetleri de öngörülen büyüme yaklaşımına göre değişir. Örneğin yönetsel büyüme yaklaşımında planlama ve bütçeleme öne çıkarken, girişimci büyümede inovasyon, ar-ge, ür-ge, tasarım gibi faktörlerin etkisi daha büyüktür.

Küçük İşletme ve Ağlar

Bilişim, iletişim ve lojistik teknolojilerindeki gelişmeler, farklı coğrafyalardaki pazarları birbirine yakınlaştırdı. Pazarı oluşturan firmalar, tedarikçiler ve müşteriler arasındaki ilişkiler daha yoğun ve etkili hale geldi. Bu sayede birlikte çalışan firma toplulukları (ağlar) oluştu. Ağ yapıları ve kümelenmeler, yaşadığımız dönemin sunduğu yeni imkânlardan birisidir.

İşletme büyüklüğü (‘küçüklüğü’) ne olursa olsun; bugünün iş dünyasında en önemli konulardan birisi, işbirliği ve birlikte çalışmadır. Ağ yapılanmalarını doğru kullanarak bir küçük işletme, fiziksel varlığının çok ötesinde başarılar sağlayabilir. Bu nedenle küçük işletme için bu dönemin en önemli konularında birisi, yeni işbirlikleri ve ortak çalışma fırsatları ile yeni değerler yaratmaktır.

Yeni İş Kurmak

Bir işletmenin ekosisteminde kendisinden başka müşteriler, tedarikçiler, benzer işleri yapan rakipler ve diğer işletmeler bulunur. Bunlara sivil veya kamusal nitelikli kurum ve kuruluşları da ekleyebiliriz. İşletmenin çevresi, küreselleşmenin doğal bir sonucu olarak genişledi. Artık büyüklüğünden bağımsız olarak her işletmenin eskiye oranla çok daha geniş alana yayılan, bu çerçevede etkileyen ve etkilenen bir ekosistemi var.

Günümüzde yeni bir iş kurmak, yukarıda sözünü ettiğim ekosistemde (yani iş çevresinde) yeni ilişkiler ve bağlantılar kurmak anlamına geliyor. Bunu yeni ağlar kurmak ve bunları işletmek olarak okuyabiliriz: Müşteri ağları, tedarikçi ağları gibi… Bu çağın iş dünyasında bir işletmenin başarılı olmasının göstergesi, bu ağları kurma ve yürütmede gösterdiği performanstır. Bu nedenle bir firmanın kendisini çepeçevre saran ekosistemle kurduğu ilişkiler ve bağlantılar toplamının, o işletmenin en değerli varlıkları arasında yer aldığını söylüyoruz.

Geçmiş dönemlerde bir işletmenin yaptığı işin niteliği ve iş yapma tarzı hızlı değişmiyordu. Bu nedenle başarılı bir iş, ağır tempoda da olsa biriktirilen ustalık ve deneyimle yürüme imkânına sahipti. Günümüzde ise o eski atadan toruna geçen evladiyelik iş yapma tarzları kalmadı. Günümüzün işini kalıcı ve sürdürülebilir kılmak için, öğrenmenin etkin biçimde işletmeye içselleştirilmesi gerekiyor. Buna, işletmede yaşam boyu öğrenme adını veriyoruz.

İşletmeyi beceri, yetenek ve yetkinlik olarak biteviye yenileyecek öğrenme süreci sadece firmanın kendisi tarafından başarılamaz. Sağlıklı bir öğrenme sürecinin yaşanabilmesi için işletmenin bu iklimi sağlayacak bir ilişki ve bağlantılar düzeni içinde yer alması gerekir. Bunu sağlayacak olan ise işbirlikleri, ortak çalışmalar, ağ yapıları ve kümelenmelerdir. İş kültürünün yeni jargonunda bir işletmenin ekosistemi eklemlenerek yeni oluşturduğu bu yapıyı yaygın işletme veya sanal organizasyon gibi isimlerle ifade ediyoruz.

Yukarıda özetlediğim çerçeve, özellikle işi kuran girişimci için yeni bir konum belirliyor. Girişimci, özellikle bir küçük işletmede sözü edilen ağların kurucusu, yöneticisi ve yönlendiricisidir. Bir başka deyişle, yeni müşteri ilişkileri, yeni tedarikçi bağlantıları ve yeni işbirliği fırsatları yaratmak girişimcinin vizyoner ve stratejik pozisyonu gereğidir. Girişimci, günlük operasyonel işlerden ayıracağı bir zaman dilimini yeni ilişki ve bağlantı geliştirmek ve mevcut olanları pekiştirmek için kullanmalıdır. Yaşadığımız çağın iş kültürü bunu gerektiriyor.

Küçük İşletme ve Öğrenme

Pek çok girişimcinin temel sorunlarından birisi, öğrenmeye ihtiyaçları olmadığını yanılgısında olmaktır. Ya işin gerektirdiği tüm bilgilere sahip olduklarını düşünürler ya da yenilikleri öğrenme konusunda tembelliğe düşmüşlerdir. Çoğu zaman sıradan operasyonların içinde öylesine ‘boğulup’ kalırlar ki, işletmenin geleceğini düşünmeyi ve tasarlamayı başaramazlar. Bu darboğazı aşmanın önemli faktörlerinden birisi, öğrenmedir.

Bir girişimci için iki tür deneysel öğrenmeden söz edebiliriz. Birincisi; yeni ‘şeyler’ öğrenme anlamına gelen araştırıcı öğrenmedir. Böylece deneyimin çeşitlenmesi sağlanır. Ağlar bu tür bir öğrenme için harika bir ortam yaratırlar. İkincisi ise yapılagelen işlerle ilgili ve zaten bilinen ‘şeylerde’ derinleşmedir ki buna yararcı öğrenme diyebiliriz. Bu öğrenme türü deneyimin daha sağlam ve güvenilir olmasını sağlar. İşletmenin kendisi, yararcı öğrenmeyi geliştirmek için (bir iç ağ olarak) iyi bir laboratuvar imkânı sunar.

Gürcan Banger

( Toplam ziyaret sayısı: 6 , bugünkü ziyaret sayısı: 1 )

BEĞEN – İZLE

About Gürcan Banger

GÜRCAN BANGER elektrik yüksek mühendisi, danışman ve yazardır. Eskişehir Maarif Koleji ve ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunudur. Aynı bölümde yüksek lisans çalışması yaptı. Kamuda mühendislik hizmetleri yapmanın yanında bilişim donanımı ve yazılımı, elektronik, eğitim sektörlerinde işletmeler kurdu, yönetti. Meslek odası ve sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. 2005’ten bu yana bazı büyük sanayi şirketleri de dâhil olmak üzere çeşitli kuruluşlarda iş kültürü, yönetim, yeniden yapılanma, kümelenme, girişimcilik, stratejik planlama, Endüstri 4.0 gibi konularda kurumsal danışman, iş ve işletme danışmanı ve eğitmen olarak hizmet sunuyor. Üniversitelerde kısmi zamanlı ders veriyor. Raylı Sistemler Kümelenmesi'nde küme koordinatörü olarak görev yaptı. Halen "bizobiz.net Danışmanlık ve Eğitim" firmasında proje koordinatörüdür. Kendini “business philosopher” olarak tanımlıyor. Düzenli olarak blogunda (http://www.bizobiz.net) yazıyor. Değişik konularda yayınlanmış kitapları var. Son çalışmalarından "Endüstri 4.0 Uygulama ve Dönüşüm Rehberi" Kasım 2018'de, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme” Eylül 2016’da (2018'de 2. baskı), “Endüstri 4.0 Ekstra” Mayıs 2017'de (2018'de 2. baskı), "Aşkın Anlamlar Kitabı" Eylül 2017'de, "Camı Kırık Şiirler Senfonisi (şiir)" 2019'da ve "Yaratıcı Problem Çözme Teknikleri" 2019'da Dorlion Yayınları arasında çıktı. Çeşitli gazete, dergi ve bloglarda yazıları yayınlanıyor. KİTAPLARINDAN BAZILARI: Gürcan Banger, "Yaratıcı Problem Çözme Teknikleri", Dorlion Yayınları, 2019, Ankara. Gürcan Banger, "Endüstri 4.0 Uygulama ve Dönüşüm Rehberi", Dorlion Yayınları, 2018. Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 – Ekstra”, Dorlion Yayınları, 2. baskı, 2018, Ankara. Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme”, Dorlion Yayınları, 2. baskı, 2018, Ankara. Gürcan Banger, “Aşkın Anlamlar Kitabı”, Dorlion Yayınları, Eylül 2017, Ankara. Gürcan Banger, “Sivil Toplum Örgütleri İçin Yönetişim Rehberi”, STGM Yayınları, 2011, Ankara. Gürcan Banger, “Eskişehir'in Şifalı Sıcak Su Zenginliği”, Eskişehir Ticaret Odası Yayınları, 2002. Gürcan Banger, “Siyasal Kalite: Siyasal Kalite Yönetimi”, Bilim Teknik Yayınevi, 2000, İstanbul Gürcan Banger, “C/C++ ve Nesneye Yönelik Programlama”, Bilim Teknik Yayınevi, İstanbul Gürcan Banger, “Pascal: Borland / Turbo 4, 4.5, 5,5, 6,7 ve 7.01”, Bilim Teknik Yayınevi, 1999, İstanbul Gürcan Banger, “Siyasetin Mimarisi”, Ant Matbaacılık Yayıncılık, Haziran 1995, Eskişehir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.