Teknolojik Girişimcilik: Tanımlamak

      Yorum yok Teknolojik Girişimcilik: Tanımlamak

Girişimcilik konusunda çok sayıda tanımlama, sınıflama ve teori var. Bu farklı yaklaşımlar girişimcilik ile ilgili bir kavrama karışıklığına neden oluyor. Değişik yazar, akademisyen veya araştırmacı tarafından yapılan tanımlar arasında birbirleri ile çakışan veya çatışan yanlar bulmak mümkün oluyor. Girişimcilik üzerine bir ulaşma olmaması doğal olarak yeterli bir teknolojik girişimcilik tanımı olmaması sonucunu da getiriyor. Hem girişimcilik hem de teknolojik girişimcilik konusunda yapılmaya çalışılan tanımlar bu alanda çalışan ve yazan kişinin kendi iş ve teknik özelliklerini yansıtıyor. Bazı yaklaşımlar konuya iş-işletme kültürü açısından bakarken kimi yaklaşımlarda daha fazla teknolojik ve teknik nitelemeler görüyoruz.

İktisat alanına mikro ve makro yaklaşımların bir benzerini girişimciliği yorumlama ve değerlendirme konusunda da izliyoruz. Örneğin girişimciliğe iş kurma ve işletme açısından bakan araştırmacılar konuyu mikro ölçekli olarak ele alıyorlar. Diğer yandan devlet ve kamu politikalarının girişimcilik olgusuna bakışı daha farklı oluyor. Örneğin konuya makro bakan kamu açısından girişimcilik ekonomik dönüşümün, büyümenin ve istihdamın araçlarından birisidir. Mikro ve makro yaklaşımlar arasındaki farklılıklar kimi durumlarda girişimcilik olgusunun doğru kavranmasında sorunlara neden oluyor.

Diğer yandan girişimcilik tanımlarını incelemek benzeşen veya farklı yönleri fark edip daha sağlam bir girişimcilik anlayışına ulaşmak açısından yararlıdır. Pek çok girişimcilik tanımı, gerek ekonomi gerekse işletme bazında girişimciliğin bir ‘değişim aracı’ olduğundan söz eder. Kimileri ise bunun kapalı biçimde ima eder. Bir değişim aracı olmak ise geçmiş veya bugünle değil, gelecekle ilgili bir konudur. Özellikle yaşadığımız çağın hızlı değişim özelliği dikkate alındığında girişimcilik olgusunun geleceğe yönelik bir kavram olduğunu düşünmemi gerekir.

Bazı tanımlar girişimcilik konusunda “yeni kuruluşlar oluşturmak” veya “mevcut bir kuruluşta yeni oluşumlar yaratmak” ya da “gözlenip yakalanan fırsatları yakalamak üzere yeni işler kurmak” gibi faaliyetlere işaret ederler. Bu işaretlerin özünü araştırdığımızda bunların tümünün “yeni iş geliştirme” olgusu ile ilişkili olduğunu fark ederiz. Özetle; girişimciliğin bir başka boyutu ister –var olan bir işletmede ‘iç girişimcilik’ olarak, ister yeni bir iş bir kurarak– yeni iş-işletme geliştirmedir.

Girişimcilikten söz ettiğimizde çoğu zaman bunu yeni bir iş kurma olarak düşünürüz. Girişimciliğin aynı zamanda mevcut bir işletmede yeni bir iş alanı oluşturma olabileceğini dikkate almayız. Hâlbuki ‘iç girişimcilik’ olarak isimlendirdiğimiz bu olgu mevcut işletmelerin geleceğe doğru yürüyüşlerinde her zaman göz önünde bulundurmaları gereken bir konudur. Bir de; fırsat yakalamak ya da yeni fırsatları görmek konusuna değinelim. Örneğin insanların yoğun olarak bulunduğu, ama yemek yeme imkânlarının olmadığı bir alanda bir lokanta ihtiyacı bir iş fırsatıdır. Fakat iş fırsatı ifadesi ile sözünü ettiğimiz durum sadece mevcut bilinenlerden ibaret değildir. Bazı sorunları çözmek veya kimi ihtiyaçları tatmin etmek için bilinenden veya alışılmıştan daha farklı yol-yordam, ürün veya süreçler geliştirebiliriz. Bir sorunun veya ihtiyacın böyle bir yenilikle çözülerek fırsat olarak değerlendirilmesi bir ‘inovasyon’ örneğidir. Özetle; karşılanmamış ihtiyaçlar veya çözülmemiş sorunlar girişimci adayları için inovasyon fırsatları sunarlar. Bu tür fırsatlar pazara ilk giriş sırasında girişimcilere önemli katma değer (kâr) elde etme imkânları sunar.

Başka girişimcilik unsurları saymamız gerekirse; bir kuruluş oluşturma, yönetim, fırsatları değerlendirmek üzere risk alma, belli ürün ve hizmet kalite gereklerini sağlarken kâr odaklı olma, inisiyatif kullanma gibi özellikleri de eklememiz gerekir.

Girişimcilikten söz edildiğinde ilk olarak akla yeni bir işletme oluşturmak gelir. Konu hakkında biraz daha bilgili ve deneyimli isek mevcut işletme içinde bir ‘iç girişimcilik’ örneği olarak yeni bir iş oluşturmayı düşünebiliriz. Ama girişimcilik kavramı bu ikisinden ibaret değil. Bir işletmeyi –ya da işletmenin bir bölümünü– satın alıp oradaki iş modelinin değiştirerek farklı bir girişimcilik örneği oluşturabiliriz. Bu durumda bir ‘iş modeli inovasyonu’ gerçekleştirmiş oluruz. Daha önce de söz edildiği gibi; iş modeli bir kuruluşun (işletmenin) değer yaratmadaki çekirdek anlayışı ve değeri nasıl yaratacağı (nasıl para kazanacağı) konusundaki varsayımıdır. Bu bağlamda devam edersek; girişimcilik pazarda algılanmış (farkına varılmış) bir ihtiyacın inovatif yöntemler, süreçler veya ürünler yaratarak tatminine yöneliktir. Bu amaçla bir iş-işletme kurma veya mevcut işletmeyi dönüştürmeye yönelik hayalleri, tasarımı, örgütlemeyi, yönetmeyi ve risk almayı içerir. Diğer yandan ister yeni bir kuruluş yapılsın ister mevcut olan dönüştürülsün; her durumda girişimcilik bir ‘yeni iş geliştirme’ sürecidir.

Yukarıdaki çerçevede yeni kuruluş veya dönüştürme ile ilişkili olarak inovasyondan söz edince bu kavramı bir kez daha hatırlamak kaçınılmaz oluyor. Günümüzde “kazandıran yenilik” olarak ezberlenmiş olan inovasyonun ilk, ama en değerli tanımlarından birisi şöyledir: İnovasyon farklı bir iş, ürün veya hizmet oluşturmak üzere değişimden fırsat olarak yararlanma faaliyet veya sürecidir. İnovasyonu girişimciliğe eklemlediğimizde ise karşımıza çıkan soru “işleri doğru yapmaktan” önce “yapılacak doğru işleri bulmaya” odaklanmak ve bu bağlamda gerekli kaynak ve çabalara yoğunlaşmaktır. Bu ifade genelde işletmede öne çıkan ‘verimlilik’ olgusunun inovasyon söz konusu olduğunda ‘etkililik’ tarafından ikame edildiğini ima eder. Basit olarak söylersek; inovatif girişimci inovasyon olgusunun doğası gereği önce ‘etkili’ olmayı tercih eder. Büyük oranda doğru kaynak kullanımı ve birim maliyetin azaltılması ile ilgili olan verimlilik ise işin olgunlaşmaya başlaması ile birlikte daha fazla gündeme gelmeye başlar.

Girişimci
Bir de konuya girişimci açısından bakalım. Girişimci kimdir? Girişimci, başarı veya kâr imkânı olan bir iş-işletme kuruluşunu üstlenen kişidir. Girişimci, yapacağı faaliyetler konusunda çok boyutlu olarak kaynak ile bilgi toplama ve yönetme becerisine sahiptir. Girişimci, kurduğu iş-işletme vasıtası ile bir hedefi elde etmeye odaklanmıştır. Girişimci, ürün ve hizmetler yaratarak müşterilerin yaşamlarında yeni kombinler oluşturmalarını sağlar. Bu amaçla örgütlenmeler ve iş yapma biçimleri geliştirir. Eğer girişimci bu yaptıklarını gerçekleştirirken pazarda mevcut olandan daha farklı yaklaşımlar geliştirmeyi başarırsa, bu durumda bir inovasyon süreci başlatmış olur. Yaptığı yenilik pazar başarısı elde ettiğinde ise mevcut endüstrinin değiştirmesine veya yeni endüstrilerin oluşmasına katkı yapar. Eğer girişimcinin sağladığı yenilikler adımsal nitelikte ise kısa sürede diğer ürün-hizmet tedarikçileri de yenilikleri taklit ederek pazarın yeni bir duruma ulaşmasını sağlarlar. Değişime uyum sağlamakta zorlanan işletmeler ise büyük ihtimalle belli bir zaman sonra pazardan çekilmek zorunda kalabilirler. ‘Yıkıcı veya bozucu’ olarak isimlendirilen büyük ölçekli inovasyonlar ise pazardaki ürün-hizmet yapısında hızlı ve ciddi değişime neden olurlar. İnovasyonun ölçeği pazardaki sorun ve ihtiyaçlar kadar girişimcinin kaynak, yetenek ve becerileri ile yakından ilgilidir.

Yukarıda girişimci profili vesilesi ile özetlediğim çerçeve günümüzde pazar dengelerinin statik olmadığını, herhangi bir anda oluşabilecek bir yeniliğin tüm ekosistemi değiştirebileceğini ima ediyor. Bu nedenle ‘yeni model’ girişimcilik ya da çağın girişimcisi kaçınılmaz biçimde inovatif olmak zorundadır. Özetle; hiç kimse için inovasyondan kaçmak gibi bir ihtimal yok.

Girişimciler alışılmışın dışındaki karmaşık sorunlar ile ilgilenme ve bunlar hakkında karar üretme uzman sayılırlar. Ekonomik, siyasal, sosyal veya genel çevresel şartlardaki hızlı değişimler veya istikrarsızlıklar girişimcilerin karar üretme ve uygulama becerilerini daha etkin kullanmalarını gerektirir. Bazı girişimciler yeni bir iş kurarak ya da mevcut olan bir işletmeyi satın alarak (veya satın alma sonrası iş modelini dönüştürerek) kendi kaynakları ile bir işin (işletmenin) sahibi olurlar. İç girişimcilik söz konusu olduğunda işi kuran kişi işletme sahibi değildir, mevcut bir işletmede işletme sahibi adına ücretli çalışan olarak yeni girişimi oluşturur.

Pazarda yer alan kârlı fırsatların fark edilmesi her zaman kolay değildir. Kolayca görülebilen fırsatlar başka ‘meraklılar’ tarafından da görülebileceğinden hızla kârlılığını kaybedebilir. Kazanç ve kâr konusunda ümit veren fırsatların açığa çıkarılması için girişimcinin değişik kaynaklardan gelen enformasyonu yakalaması ve sentezlemesi gerekir. Söz konusu enformasyonun kaynaklarından birisi müşterilerin sorun ve ihtiyaçlarıdır. Yeni bulunan veya farklı özellikleri öğrenilen hammaddeler ve malzemeler bir başka enformasyon konusudur. Yeni teknolojik gelişmeler geleneksel usullerle yapılan işlerin daha az maliyetli ve daha kullanışlı üretimi için imkânlar yaratabilir; bu nedenle yeni teknolojiler konusundaki enformasyon kaynaklarını izlemek gerekir.

Başarılı girişimcilik başka bazı duygusal ve düşünsel becerilerin de var olması beklenir. Örneğin karar verme ve uygulama becerisi, azim, zorluklara karşı tahammüllü olma, iş kültürü ve ‘dünya ahvali’ üzerine bilgilenme istekliliğini bunlar arasında sayabiliriz. Ayrıca başarılı girişimcilerin aynı zamanda iyi ve sağlıklı öngörülere sahip olduğunu, proje değerlendirme becerilerinin bulunduğunu ve risk almada yetkinlik geliştirmiş olduklarını söyleyebiliriz. Pek çok başarılı iş ve işletmenin kuruluş ve ilerleme tarihçesini incelediğimizde; işi sarmalamış olan engelleri aşma, gerginliklerle baş etme, şanssız olayların üstesinden gelme ve zor problemler için etkili çözüm geliştirme gibi durumlarla karşılaştıklarını görürüz. Sonuç olarak girişimcilik sadece bir iş sahibi olmayı merak etmekten ibaret değildir. Girişimci, ekonominin devamlılığı sağlamak üzere vazgeçilmez özellikte bir değişim aktörüdür.

Teknolojik Girişimcilik
Uzun sayılabilecek bir çerçevede girişimciliğin genel görünümüne baktıktan sonra artık teknolojik girişimcilik kavramını tanımlamayı deneyebiliriz. Öncelikle teknolojik girişimcilik olgusunu gerçekleştirecek olan –kısaca ‘girişimci’ olarak isimlendireceğimiz– bir kişi veya topluluk söz konusudur. Girişimci, yeni bir teknoloji tabanlı kuruluş oluşturarak veya mevcut olan teknoloji odaklı bir kuruluşu satın alıp dönüştürerek bir yeni iş kurma sürecini başlatır. Bu süreç; karmaşık biçimde birbirine eklemlenmiş olan bilimsel, teknik, kültürel, sosyal, ekonomik, yasal ve siyasal ortamda gerçekleşir. Son olarak; teknolojik girişimcilik, girişimci açısından amaçlı ve hedef odaklı bir süreçtir.

Yukarıda özetlenen unsurları bir araya getirdiğimizde karşımıza şöyle bir teknolojik girişimcilik tanımı çıkar: “Teknolojik girişimcilik; bir kişi veya topluluk tarafından bilimsel, teknik, kültürel, sosyal, ekonomik, yasal ve siyasal unsurların birbirine karmaşık biçimde eklemlendiği bir ortamda bir teknoloji odaklı kuruluşun yaratılması veya mevcut olanın yenilenmesi yoluyla oluşturulup yönetilen amaçlı ve hedef odaklı bir süreçtir.

Bu ‘korkutucu görünümlü’ tanımın ima ettiği bazı ipuçlarının farkında olmamız gerekir. Birincisi; teknolojik girişimcilik bilim ve / veya teknolojinin ekonomik değere dönüştürülmesi sürecidir. Bu işte pazarın ihtiyacı olan inovatif ürün, hizmet veya süreçler oluşturmak üzere maddi ve gayri-maddi kaynaklar bir araya getirilir. İkincisi; bu faaliyetler dizisi riskler ve kararlar içeren teknoloji odaklı yeni bir firma oluşturulması deneyimi veya mevcut olanın dönüştürülmesi yoluyla gerçekleştirilir.

Yeni Teknoloji Tabanlı İşletme
Girişimcilik veya yeni iş kurma dediğimizde; çoğu durumda yeni bir işletmenin kurulmasını anlıyoruz. Söz konusu işletmenin pazarda tür olarak zaten var olup olmadığını ya da pazara bir yenilik getirmediğini dikkate almıyoruz. Hâlbuki girişimcilik ve inovasyon açısından baktığımızda; yeni teknoloji tabanlı (odaklı) işletmelerin yeni kurulan firmalar arasında en umut verici kategoriyi olduğunu görürüz. Bu tür firmalar inovasyon yapma, teknolojik standartlar (kriterler, kurallar) geliştirme ve yeni işler oluşturma potansiyeli taşırlar. Ama burada bizi netsizliğe savuran bir karmaşa var. Şöyle ki; birbirinden farklılaşan çok sayıda ‘yeni teknoloji tabanlı firma’ tanımlaması var. Firmanın teknolojiye ‘dokunma biçimi’ bu tanımların oluşumunda etkili oluyor. Bazı tanımlamalar yeni teknolojinin kullanımını kendi tanımlaması için yeterli bulurken, kimi tanımlarda teknoloji geliştirme yaklaşımının öne çıkarıldığını görüyoruz. Bu konuda yapılan akademik çalışmalardan birinde girişim olarak yeni teknoloji tabanlı firma en çok on – oniki yaşında olan bağımsız işletme olarak tanımlanır. Bu firmanın operasyonları kuruluşun teknolojik kaynaklarından yararlanmak üzerine kurgulanmıştır. Bu tespit firmanın etkin biçimde teknoloji geliştirdiği, ürettiği veya teknolojiyi ticarileştirdiği anlamına gelir. Bilgi yoğun iş hizmetleri üreten işletmelerde teknoloji tabanlı firma kategorisinde kabul edilir.

Bir başka tanımlama teknoloji tabanlı firmaya araştırma ve geliştirmeye dayalı teknolojik inovasyona vurgu yaparak yapılıyor. Buna göre; yeni teknoloji tabanlı firma, ileri teknoloji sanayilerinde güçlü bir ar-ge yönelimi ile teknolojik inovasyonların yaratılmasına, geliştirilmesine ve bunlardan yararlanılmasına odaklanmış, ayakta kalma veya büyüme sürecinde bulunan bir girişimci kuruluştur. Bu uzun tanımlamayı teknoloji, ar-ge, inovasyon, ekonomik işletme, firma yaşı ve canlılığı olarak parçalayarak bileşenler halinde düşünmek kolaylaştırıcı olabilir. Muhtemelen böyle br tanımın içine liderlik kavramını da yerleştirmek uygun olacaktır. Böylece girişimci kavramı içinde firma sahipliği ile girişim liderliği arasında bir ayırım yapmış olacağız. Girişimci sermayesini ve diğer kaynaklarını risk eden kişi(ler) olmakla birlikte teknoloji tabanlı girişim alanında tüm süreci yaşama geçiren kaynak sahibinden başkası (başkaları) olabilir.

Bu ipuçları üzerinden yeni teknoloji tabanlı firma için bir tanımlama yapmak mümkün olabilir. Yeni teknoloji tabanlı firma, pazar için sunumlar yaratan, geliştiren ve bunları ticarileştiren girişimci kuruluştur. Fonksiyonlarını ve operasyonlarını inovatif ürünler, uygulamalar ve hizmetlere yönelik olarak bir teknolojik platformda veya araştırmaya dayalı olarak gerçekleştirir. Yukarıda sözü edildiği gibi; yeni teknoloji tabanlı bir firmanın kalıcılığını ve sürdürülebilirliğini de dikkate alarak 10-12 yaş sınırının altında olması beklenir. Son olarak; firmanın liderliğinin kurucu takım veya bu ekipten bir kişi tarafından yapılıyor olması tanımlamayı tamamlar. Yeni teknolojik tabanlı firma; pazara teknoloji veya araştırmaya dayalı inovatif ürün, uygulama ve hizmetler sunmayı hedefleyen, bunları yaratan, geliştiren ve ticarileştiren, onikiden daha yaşlı olmayan, kurucu takım ya da bu ekipten birisi tarafından liderlik yapılan girişimci işletmedir.

Yukarıda tanımlanan türde firmalar ağırlıklı olarak teknoloji odaklıdır. Bu tür işlemelerde teknoloji anahtar rol oynar. Teknoloji unsuru yönetim, finansman, pazarlama ve insan kaynakları gibi işletme fonksiyonları üzerinde birinci dereceden etki yapar. Kendileri de ‘zamanın ruhuna’ bağlı olarak değişen teknoloji stratejileri kurumsal stratejilerin oluşmasında ve evrimleşmesinde ağırlıklı biçimde etkili olur. Yeni teknoloji tabanlı firma kategorisinin özel bir türü ise akademisyen nitelikli kişileri içeren araştırma tabanlı girişimlerdir.

Gürcan Banger

BEĞEN – İZLE

About admin

GÜRCAN BANGER elektrik yüksek mühendisi, danışman ve yazardır. Eskişehir Maarif Koleji ve ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunudur. Aynı bölümde yüksek lisans çalışması yaptı. Kamuda mühendislik hizmetleri yapmanın yanında bilişim donanımı ve yazılımı, elektronik, eğitim sektörlerinde işletmeler kurdu, yönetti. Meslek odası ve sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. 2005’ten bu yana bazı büyük sanayi şirketleri de dâhil olmak üzere çeşitli kuruluşlarda iş kültürü, yönetim, yeniden yapılanma, kümelenme, girişimcilik, stratejik planlama, Endüstri 4.0 gibi konularda kurumsal danışman, iş ve işletme danışmanı ve eğitmen olarak hizmet sunuyor. Üniversitelerde kısmi zamanlı ders veriyor. Halen Raylı Sistemler Kümelenmesi'nde küme koordinatörü ve bizobiz.net danışmanlık ve eğitim firmasında proje koordinatörüdür. Kendini “business philosopher” olarak tanımlıyor. Düzenli olarak bloglarında (http://www.duyguguncesi.net ve http://www.bizobiz.net) yazıyor. Değişik konularda yayınlanmış kitapları var. Son çalışmalarından "Endüstri 4.0 Uygulama ve Dönüşüm Rehberi" Kasım 2018'de, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme” Eylül 2016’da (2018'de 2. baskı), “Endüstri 4.0 Ekstra” Mayıs 2017'de (2018'de 2. baskı) ve "Aşkın Anlamlar Kitabı" Eylül 2017'de Dorlion Yayınları arasında çıktı. Çeşitli gazete, dergi ve bloglarda yazıları yayınlanıyor. KİTAPLARINDAN BAZILARI: Gürcan Banger, "Endüstri 4.0 Uygulama ve Dönüşüm Rehberi", Dorlion Yayınları, 2018 Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 – Ekstra”, Dorlion Yayınları, 2. baskı, 2018, Ankara Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme”, Dorlion Yayınları, 2. baskı, 2018, Ankara Gürcan Banger, “Aşkın Anlamlar Kitabı”, Dorlion Yayınları, Eylül 2017, Ankara Gürcan Banger, “Sivil Toplum Örgütleri İçin Yönetişim Rehberi”, STGM Yayınları, 2011, Ankara Gürcan Banger, “Eskişehir'in Şifalı Sıcak Su Zenginliği”, Eskişehir Ticaret Odası Yayınları, 2002 Gürcan Banger, “Siyasal Kalite: Siyasal Kalite Yönetimi”, Bilim Teknik Yayınevi, 2000, İstanbul Gürcan Banger, “C/C++ ve Nesneye Yönelik Programlama”, Bilim Teknik Yayınevi, İstanbul Gürcan Banger, “Pascal: Borland / Turbo 4, 4.5, 5,5, 6,7 ve 7.01”, Bilim Teknik Yayınevi, 1999, İstanbul Gürcan Banger, “Siyasetin Mimarisi”, Ant Matbaacılık Yayıncılık, Haziran 1995, Eskişehir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.