Dönüşen Rekabet

      Yorum yok Dönüşen Rekabet

Bilimsel ve teknolojik gelişmeler ve bunların iş kültürüne yansıması ile birlikte ekonominin en önemli kavramlarından birisi olan rekabet de değişip dönüşüyor. Artık rekabet üstünlüğü için ürün esaslı inovasyon veya tedarik zincirinde uygulanacak otomasyon kendi başına yeterli olmuyor. Teknolojik ilerlemeler başta ürün ve hizmet olmak üzere iş modellerinde yeni açılımlar için uygun bir zemin yaratıyor. Bilişim-iletişim sektörlerinde donanım ve yazılım uygulamalarının gelişmesi firmaların akıllı ve iletişebilir ürünler geliştirmelerinin imkânlarını oluşturmaya devam ediyor. Yeni akıllı ve iletişebilir makinelerle ürünler geçmişin sınırlı ve kısıtlı otomasyon şartlarının çok ötesine geçebilmeyi mümkün kılıyor. Aynen yeni teknoloji ürünü bir telefonun üzerine yüklenen her uygulama yazılımı ile farklı bir fonksiyona kavuşması gibi diğer makine, cihaz ve nesnelerle de bu türden yetenekler kazanmaya başladılar. Özetle; akıllı ve iletişebilir ürünler yeni çağın rekabet zemininin belirlenmesinden birincil düzeyde etkili olacak. Özetlenen bu gelişmelerin ışığında firmaların pazarda var olma ve sürdürülebilirlik mücadelesinde dikkate almaları ve düşünmeleri gereken yeni bir konu daha var.

Bilgisayarların ortaya çıkışı ile iş-işletme kültüründe ilk değişim ofis otomasyonu boyutunda oldu. Muhasebe, cari hesaplar, faturalama ve bordro gibi işlemler çok becerili olmayan ağlarla veya bağlantısız kişisel kullanım düzeyinde bilişim ortamında yapılmaya başlandı. 20’inci yüzyılın son yıllarında İnternetin yaygınlaşması işletme verimliliğine yansıyarak değer zincirinin pek çok halkasında bilgisayarların kullanılmasına yol açtı. Bu bilişim-iletişim gelişmeleri pazarların küreselleşmesi ile uyumlu bir yönelim gösterdi. 21’inci yüzyıl ise yeni teknolojilerin çok hızlı yükselişine tanık oluyor. Elektronik ve bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler bunlarla ilgili yeteneklerin ürünlere gömülü hale getirilmesine imkân tanıdı. Artık gömülü donanım ve yazılım sayesinde hem üretim sistemlerinin hem de ürünlerin akıllı ve iletişebilir olduğu yeni bir dönem yaşanıyor. Yeni çağın makinesinin ve ürününün –bilişim donanımı ve yazılımına ek olarak– akıllı olarak nitelenmesini sağlayan unsurlardan birisi bunların içinde, gene gömülü olarak yer alan sensörlerdir. Bu sensörler makineye veya ürüne kendisi ve çevresi ile ilgili bazı parametreleri ölçme ve ‘hissetme’ imkânı tanır. İnsanların hissetmelerine benzer biçimde, fiziksel makineler de sıcaklık, basınç, hız ve benzeri değerleri sensörler aracılığıyla algılar. Sensörler ısı, ışık, nem, ses, basınç, kuvvet, elektrik, uzaklık, ivme ve pH gibi fiziksel veya kimyasal büyüklükleri elektrik sinyallerine çevirir. Bir makinenin veya ürünün operatörlerle veya diğer cihazlarla yerel ağlar ve İnternet üzerinden büyük oranda kablosuz iletişim kurabilmesini “bağlantılılık” olarak isimlendiriyoruz. Elektronik teknolojilerindeki minyatürleşme imkânları ve bunların maliyetlerindeki ucuzlama sayesinde yeni makine ve ürünleri çok uygun şartlarda, akıllı, bağlantılı ve iletişebilir olarak tasarlamak ve üretmek mümkün oluyor.

Yeni Yetenekler
Makinelerin ve ürünlerin (genelde nesnelerin) akıllı ve bağlantılı (iletişebilir) hale gelmeleri onlara bazı yeni yetenekler kazandırıyor. Bunlardan birincisi; nesnelerin kendi durumlarını sensörler sayesinde ‘hissedebilmeleridir’. Bunu kendilerini ‘izledikleri’ şeklinde yorumlayabiliriz. Bu sayede sensörlerden elde ettikleri verileri kendi dışlarındaki paydaşlara iletmeleri veya bir uyarı sistemini tetiklemeleri mümkün olur. İkinci olarak; nesnenin iletişim kurabilme yeteneği onun dışarıdan denetlenebilmesi, kumanda paneli, tablet veya akıllı telefon gibi bir cihazdan komutlar gönderilmesi ve nesnenin buna tepki vermesini sağlar. Kısaca; yeni makine ve ürünler uzaktan denetlenebilme özelliğine sahiptir. Eğer bir nesne sensörler, bilişim donanımı ve yazılımı ile donatılmış ise bu durumda yazılım aracılığı ile bir yapay zekâ uygulamaları geliştirilerek nesneyi ve onun eylemlerini optimize etme imkânı –üçüncü yeni fonksiyon olarak– oluşur. Böylece arıza oluşmadan önlem almayı sağlayan kestirimci (predictive) bakım ve kural koyucu (prescriptive) bakım hizmetleri için uygun şartlar meydana gelmiş olur. Son olarak; yapay zekâ, bağlantılılık ve iletişebilirlik makinelere ve ürünlere otonomi kazandırır; kendi başına bu fonksiyon bile üretici firmaya küresel pazarda rekabet açısından çok önemli bir üstünlük kazandırır.

Akıllı ve Bağlantılı Ürün
Akıllı ve bağlantılı (iletişebilir) ürün”; üretim hattından pazar aracılığı ile son kullanıcıya giden ve herhangi bir ayıplı durum, arıza veya bakım ihtiyacı olmadığı sürece üreticiye geri dönmeyen, ‘geleneksel üründen’ farklı bir kavramdır. Bu nedenle ‘yeni ürün’ olgusunu doğru kavramak yeni teknolojik dönüşümü ve buna bağlı olarak rekabetin değişimini anlamak açısından önemlidir. Yeni ürün, öncelikle geleneksel olandan bağlantılılık özelliği ile ayrılır; şöyle ki, akıllı ve bağlantılı ürünler bu özelliklerini ortaya koyabilmek için bir teknolojik ‘zemine’ ihtiyaç duyar.

Akıllı ve bağlantılı ürün; başka sistemler, cihazlar veya ürünlerle iletişim kurabilmesini sağlayan donanım ve yazılım unsurları ile donatılmıştır. Bağlantılılığı sağlamak için kablolu veya kablosuz (RFID, NFC, Wi-Fi, Bluetooth, Zigbee, IEEE 802.15.4, vb. gibi yerel ve GSM, GPRS, 3G/4G/5G, LTE vb. gibi geniş bant) ağ teknolojilerinden ve bunları içeren sistemlerden yararlanır. Ürün kendinde gömülü olarak bulunan sensörlerden elde ettiği verileri depolamak, başka noktalara iletmek veya işlenmesini sağlamak üzere bulut bilişim teknolojisini kullanır. Ürünle birlikte başka kaynaklardan gelen veriler buluttaki büyük veri yapılarında depolanır. Gene burada depolanmış halde bulunan analitik yazılımlar aracılığı ile veriler ayıklanıp işlenerek ve ardından iş uygulama yazılımları tarafından kullanıma (karar üretmeye, raporlamaya, yorumlamaya) uygun hale getirilir.

Yukarıda özetlenen, ürünün haberleşmesine esas olan teknolojik zemin için en önemli şartların başında siber güvenlik ve güvenlik gelir. Yetki onayı olmayan kişilerin veya sistemlerin bu zemine erişmemesi ve veri mahremiyetinin sağlanması birincil düzeyde önemlidir. Bir diğer önemli şart ise bu teknolojik zeminin akıllı ve bağlantılı ürünün üretiminden önce hazırlanmış olması gerekir. Çünkü yeni ürün tanımı bu teknolojik zeminin varlığını ve vereceği hizmetleri de kapsar.

20’nci yüzyılın bilişim-iletişim teknolojileri (BİT) işletme verimliliğini artırma yönünde olumlu etkiler yarattı. Yalın üretim gibi metodolojilerin de eklemlenmesiyle geleneksel sanayi oluşumlarından BİT’ten yararlanan daha etkin ve verimli bir üretim anlayışına geçildi. 21’incü yüzyılın Endüstri 4.0 veya Endüstriyel İnternet gibi isimlerle anılan yeni teknolojileri işletmelerin stratejileri ve kendilerini farklılaştırmaları üzerinde etkili olacak. Sonuçta her işletme değer yaratma, rekabet etme ve bunlarla ilintili olarak kendi yapılanmasını oluşturma yaklaşımıyla pazarda yerini alacak veya alamayacak. Yeni teknolojik dönüşümün sanayi sektörlerinin pek çok geleneksel özelliği değiştireceğini söylemek kehanet sayılmaz.

Yeni teknolojiler sayesinde işletmelerin ve fabrikaların fiziksel görünümünün değişeceği kolayca anlaşılabilir. Ama dönüşümün en önemli, ilkesel etkilerinden birisinin ürün geliştirme (ür-ge) fonksiyonunda olacağını söyleyebiliriz. Bunun temeli yeni ürünün gömülü halde bilişim-iletişim donanım ve yazılımı içerecek olmasıdır. Bu durum bir yandan bakım-onarım işlerini kolaylaştırırken diğer yandan yeni yazılım sürümünün yüklenmesi ile birlikte ürünün yeteneklerinin gelişmesini sağlayacaktır. Ayrıca ürünün kendi üzerine gömülü haldeki sensörlerden elde ettiği ve İnternet üzerinden paylaşacağı veriler ürünün sonraki geliştirmeleri ve yenilemeleri için değerli imkânlar sunacaktır. Bu paylaşımlar aynı zamanda ürünün müşteriye –müşterinin kullanımına– özel olacak biçimde bireyselleştirilmesi için de kullanılacaktır.

Konuya açıklık kazandırmak açısından demiryolu ile ilgili bir örnek geliştirebiliriz. Sensörlerle donatılmış bir lokomotif, bünyesinde gömülü olarak bulunan bilişim-iletişim donanımı ve yazılımı sayesinde elde ettiği verileri kullanarak bazı kararları otonom olarak verebilir. Verilerin bir bölümünü başka kullanımlar için demiryolları sisteminin bulut deposuna gönderebilir. Lokomotifler demiryolu altyapısını daha iyi, etkin ve verimli kullanmak üzere birbirleri ile haberleşebilirler. Demiryolu üzerindeki (lokomotif, tren vb.) araçlar, istasyonlar ve altyapı sistemlerinin birbirleri ile iletişimde bulunarak kazaları veya hataları en aza indirebilir. Sonuçta ulaşım süreleri kısalıp daha kaliteli ulaşım hizmetleri sunulabilir.

Akıllı ve bağlantılı ürünün –geleneksel ürüne oranla– kullanıcıya daha fazla değer sağlayabilmesi için iletişim kurabileceği ve karşılıklı etkileşim oluşturabildiği bir ‘ekosistem’ içinde bulunması gerekir. Böylece ürün başka sistem, cihaz ve ürünlerle bağlantı kurarak hem kendi hem de içinde yer aldığı ekosistemin yararını optimize etme (eniyileme) imkânına sahip olacaktır. Akıllı ve bağlantılı ürünün bu özelliği firmanın iş modelini sadece üretip satan olmaktan ürünün çok sayıda hizmetle donatılmış olduğu bir sistem entegrasyonuna dönüştürecektir. Bu yeni durum firmaların kendi iş modellerini, sektörlerini ve misyonlarını baştan sorgulamalarını gerektirir. Neredeyse her ürünün akıllı ve bağlantılı olacağı geleceğin yeni şartlarında her firma çoklu bağlantılı bir pazarda iş modelini yenileyerek sistem entegratörü mü olacağına yoksa hâlâ bağlantılılık ile ilgilenmeden tekil ürünler üretmeye ve pazarlamaya devam mı edeceğine karar vermek durumundadır.

Akıllı ve bağlantılı ürün olgusunun hem zihinsel olarak kavranması hem de bir teknolojik platform olarak tasarlanıp hazırlanması açısından zorlukları var. Özellikle geleneksel sektörlerde yer alan ve/veya geleneksel iş modellerini tercih etmiş işletmelerin bu yönlü stratejiler üretmeleri ve uygulamaları kolay olmayabilir. İşletme yöneticilerinin veya dönüşüm liderlerinin sorması ve cevaplaması gereken çok sayıda soru olacaktır.

Michael E. Porter ve James E. Heppelmann Kasım 2014 ve Ekim 2015 sayılarında Harvard Business Review’da yayınladıkları iki makalede yöneticiler ve dönüşüm liderleri tarafından hangi stratejik tercihlerin yapılması ve hangi sorulara cevap aranması gerektiği konusunda bir soru seti geliştirmişler. 1- İşletme akıllı ve bağlantılı ürünün hangi yetenek ve özelliklerinin geliştiricisi veya takipçisi olmalı? 2- Ürün fonksiyonlarının ne kadarı ürünün kendisinde gömülü halde bulunmalı, ne kadarı bulutta olmalı? 3- İşletme bir sistem olarak dışa açık mı yoksa kapalı mı olmalı? 4- İşletme akıllı ve bağlantılı ürün yeteneklerini ve altyapısını kendisi mi geliştirmeli yoksa dışarıdaki paydaşlardan mı edinmeli? 5- İşletme ürün sunumunun değeri artırmak için ne kadar veri elde etmeli, depolamalı ve analiz etmeli? 6- İşletme akıllı ve bağlantılı ürüne ilişkin sınai mülkiyeti ve ürüne erişim haklarını nasıl korumalı? 7- İşletme dağıtım kanallarında veya servis ağlarında aracıları tamamen veya kısmen aradan çıkarmalı mı? 8- İşletme iş modelini değiştirmeli mi? 9- İşletme para kazanmak için akıllı ve bağlantılı ürünün verilerini başkalarına satarak yeni işlere girişmeli mi? 10- İşletme faaliyet alanını genişletmeli mi? Bu soruları cevaplamak ve bunlarla ilgili stratejileri benimsemek işletmenin gelecek tasarımının oluşumunda birinci elden etkili olacaktır. Porter ve Heppelmann işletmeler açısından yeni oluşan şartlara işaret ederek “daha önce bu şekilde düşünmediğimiz” bir durumla karşı karşıya olduğumuzu ifade ediyorlar.

Akıllı ve bağlantılı ürün olgusu sadece basit anlamda bir teknolojik dönüşümden ibaret değil. Konunun dikkate alınması gereken başka boyutları da var; bu gerçeğin anlaşılması pazarda kalıcılık ve sürdürülebilirlik açısından birincil derecede önemli. Örneğin işletmeler geçmişte olduğundan hayli farklı ve çeşitli beceri ve bilgilere sahip iş gücüne ihtiyaç duyacaklar. Yeni iş gücünün özellikleri arasında bilgi uzmanlığının ve teknoloji kullanım yetkinliğinin önemli bir yeri olacak. Bilişim mühendisleri –en azından bunların bir bölümü– işletmede operasyonel işlerden stratejik kademelere doğru yer değiştirecek. Ürün geliştirme (ür-ge) yaklaşımı fiziksel ve mekanik ürünlerin tasarlandığı geleneksel modelden daha farklı gerçekleşecek. Akıllı ve bağlantılı ürün geliştirme süreci ürünün bağlantı kuracağı dış çevreyi de tasarıma dâhil etme durumunda olacak. Ürünün kullanıcıya sağladığı fonksiyonlar artacak; bunda ürün içinde gömülü halde bulunan bilişim donanım ve yazılımının önemli katkıları olacak. Bu fonksiyonlar aynı zamanda pazardaki rekabetin kazananını ve kaybedenini belirlemede etki yapacak. Özetle; iş-işletme yaşamı, ürün geliştirme ve teknolojik yeniden yapılanma konusunu görmezden gelinerek ya da hafife alınarak pazarda sağ kalınması mümkün olmayan bir geleceğe doğru ilerliyor.

Gürcan Banger

BEĞEN – İZLE

About admin

GÜRCAN BANGER elektrik yüksek mühendisi, danışman ve yazardır. Eskişehir Maarif Koleji ve ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunudur. Aynı bölümde yüksek lisans çalışması yaptı. Kamuda mühendislik hizmetleri yapmanın yanında bilişim donanımı ve yazılımı, elektronik, eğitim sektörlerinde işletmeler kurdu, yönetti. Meslek odası ve sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. 2005’ten bu yana bazı büyük sanayi şirketleri de dâhil olmak üzere çeşitli kuruluşlarda iş kültürü, yönetim, yeniden yapılanma, kümelenme, girişimcilik, stratejik planlama, Endüstri 4.0 gibi konularda kurumsal danışman, iş ve işletme danışmanı ve eğitmen olarak hizmet sunuyor. Üniversitelerde kısmi zamanlı ders veriyor. Halen Raylı Sistemler Kümelenmesi'nde küme koordinatörü ve bizobiz.net danışmanlık ve eğitim firmasında proje koordinatörüdür. Kendini “business philosopher” olarak tanımlıyor. Düzenli olarak bloglarında (http://www.duyguguncesi.net ve http://www.bizobiz.net) yazıyor. Değişik konularda yayınlanmış kitapları var. Son çalışmalarından "Endüstri 4.0 Uygulama ve Dönüşüm Rehberi" Kasım 2018'de, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme” Eylül 2016’da (2018'de 2. baskı), “Endüstri 4.0 Ekstra” Mayıs 2017'de (2018'de 2. baskı) ve "Aşkın Anlamlar Kitabı" Eylül 2017'de Dorlion Yayınları arasında çıktı. Çeşitli gazete, dergi ve bloglarda yazıları yayınlanıyor. KİTAPLARINDAN BAZILARI: Gürcan Banger, "Endüstri 4.0 Uygulama ve Dönüşüm Rehberi", Dorlion Yayınları, 2018 Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 – Ekstra”, Dorlion Yayınları, 2. baskı, 2018, Ankara Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme”, Dorlion Yayınları, 2. baskı, 2018, Ankara Gürcan Banger, “Aşkın Anlamlar Kitabı”, Dorlion Yayınları, Eylül 2017, Ankara Gürcan Banger, “Sivil Toplum Örgütleri İçin Yönetişim Rehberi”, STGM Yayınları, 2011, Ankara Gürcan Banger, “Eskişehir'in Şifalı Sıcak Su Zenginliği”, Eskişehir Ticaret Odası Yayınları, 2002 Gürcan Banger, “Siyasal Kalite: Siyasal Kalite Yönetimi”, Bilim Teknik Yayınevi, 2000, İstanbul Gürcan Banger, “C/C++ ve Nesneye Yönelik Programlama”, Bilim Teknik Yayınevi, İstanbul Gürcan Banger, “Pascal: Borland / Turbo 4, 4.5, 5,5, 6,7 ve 7.01”, Bilim Teknik Yayınevi, 1999, İstanbul Gürcan Banger, “Siyasetin Mimarisi”, Ant Matbaacılık Yayıncılık, Haziran 1995, Eskişehir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.