Yeni Çağın İşletmesi

      Yorum yok Yeni Çağın İşletmesi

Bilim ve teknoloji yanında ekonomi ve iş dünyasındaki çok boyutlu gelişmeler, işletmelerin de farklılaşmasını gerektiriyor. Küresel değişimi görmeyen ve eski usullerle idare etmeye çalışanların, sertleşen rekabet şartlarında kalıcı ve sürdürülebilir olmayacağı iyiden iyiye ortaya çıktı.

Geleneksel ekonomiler ulusal, bölgesel ya da yerel idi. Yaşadığımız çağda ise küresel ekonomi şartlarını yaşıyoruz. Üretimden hizmetlere kadar hangi sektörde veya ölçekte olursa olsun; artık işletmeler küreselleşmenin varlığını ve etkilerine görmezden gelemezler. Bu nedenle yeni çağın işletmesi, öncelikle küresel pazarı dikkate alan ve kendini küresel ihtiyaç ve gerekliliklere göre yapılandırmış olmalı. Küreselleşme, pazarlamadan sertifikasyon ve standartlara kadar çok değişik konularda işletme yapı ve yönetimine etki yapıyor.

İş Modeli ve Örgütlenme

Geçmiş dönemde işletmeler, devlet gibi hiyerarşik ve bürokratik biçimde örgütlenmişti. Bu çağ, işletmelerin çevik ve esnek olmasını gerektiriyor. Hız çok değerli bir nitelik haline geldi. Geçmişin ağır ve çok kademeli örgütsel yapıları ile bugünün gereği olan hızlı ve tam zamanında üretimi gerçekleştirmek mümkün değil. Bu tür yeni şartlar; bürokratik, hiyerarşik ve çok kademeli yönetim modelleri yerine yatay yönetim yaklaşımlarını öne çıkarıyor. Daha az yönetim kademesi yanında işe, faaliyete ve projeye bağlı olarak bileşimi değişebilen takım çalışması biçiminde yapılanmaların öne çıktığını görüyoruz.

Müşteri ve işletme taraflarında oluşan değişimler, karşılıklı etkileşimle yeni bir müşteri profili yarattı. Artık müşteri, kendisine özel nitelikleri olan kaliteli ürün ve hizmetlere hemen-şimdi hızında erişmek istiyor. Bu nedenle arabaların sadece siyah ve buzdolaplarının yalnız beyaz renkte olduğu, ekmeğin tek tip üretildiği, maç biletinin sadece stat gişesinden alındığı,  çalışanların 8:00-17:00 aralığında sabit mekânda iş gördüğü monolitik kitlesel üretim dönemi sona erdi. Giyim alanında iki olan sezon sayısı, neredeyse tüm dünyada her ay vitrinde farklı giysilerin sergilendiği 12 sezona yükseldi. Bu tür taleplerin kitlesel üretim modelleri ile karşılanması mümkün değil. Bu nedenle işletmeler, kolayca ürün ve hizmet üretimi değişikliği yapabildikleri esnek üretim ve buna uygun yönetim modellerine geçmek zorundalar.

Üretim Faktörleri

Klasik sanayi iktisadı yaklaşımı, üretim faktörlerini doğal kaynaklar, sermaye, emek ve girişimci olarak sıralar. Bunlar arasında özellikle sermaye ve işgücü ağırlıklı olarak vurgulanır. Geçmiş dönemin işletme yapılanmasında da bu iki faktörün ağırlığı açıkça görünür. Bilişim, iletişim ve İnternet teknolojilerinin önemli gelişmeler gösterdiği çağımızda ise kalıcılığı, sürdürülebilirliği ve büyümeyi belirleyen faktörler farklılaştı. Yeni çağı işletmesi misyonunu gerçekleştirmek ve vizyonuna ulaşmak için yaratıcı, buluşçu, yenilikçi (inovatif) beceri ve yeteneklerini geliştirirken kendi iş modelinde bilginin belirleyici varlığını da sağlamak zorunda.

Yeni tür bir işletme için geleneksel üretim faktörleri arasına bilgiyi eklemek yeterli olmuyor. İşletmede enformasyonu bilgi haline dönüştürmek, bilgiyi her boyutta inovasyon (yenilikçilik) için kullanabilmeliyiz. İnovasyon dediğimizde ise sadece yenilikçi ürün ve hizmet geliştirmeyi değil; bunun aynı zamanda pazarlamadan örgütsel yapıya kadar her alanda yapılabileceğini anlamak gerekiyor.

Geçmişte bilginin kaynağı, işletmenin içi idi. Bilgi içeride üretilir ve bir iş-meslek sırrı olarak rakiplerin erişiminden uzak tutulmaya çalışılırdı. Şimdi ise bilginin kaynağı; müşterilerin, tedarikçilerin ve muhtemel iş ortaklarıyla rakiplerin yer aldığı –işletmeyi çepeçevre saran– ekosistemde. Bu nedenle bilgiyi içeride olduğundan daha fazla, ekosistemde aramak gerekiyor. İşletmenin dışına işaret ettiğimizde ise yeni çalışma kuralları olarak işbirliği, ortak çalışma ve dayanışma gündeme geliyor.

Ölçek Ekonomisi

Pazarda işletme olmanın gereklerinden birisi, rekabet üstünlüğüne sahip olmaktır. Eğer rakiplere oranla –en azından bazı– avantajlara sahip değilseniz, işletmenin kalıcı sürdürülebilir ve büyüyebilir olması tehdit altında demektir. Geleneksel kitlesel seri üretim modelinin başlıca rekabet üstünlüğü düşük maliyettir.

Seri üretim, yüksek maliyetli sabit sermaye yatırımlar gerektirir. Yapılan yatırımdan daha yüksek verim elde etmek için üretim hacmini yüksek tutmak gerekir. Ölçek ekonomisi adı verilen bu modelde, işletme ne denli yüksek miktarda üretim yaparsa birim maliyeti de o denli düşer. Özetlersek; kitlesel üretim rekabet üstünlüğü açısından yüksek üretim hacmi ve düşük maliyet ile ilgilidir.

Diğer yandan günümüzün pazar ve müşteri yapısını incelediğimizde; ürün ömrünün kısaldığını ve müşterinin pazarda biteviye yenilenme ve farklılaşma beklediğini görüyoruz. Geçmişte uzun ömürlü kabul edilen ev mobilyasının, beyaz eşyanın veya kişisel otomobilin bile kısa sayılabilecek sürelerde değiştirilen tüketim ürünlerine dönüştüğüne tanık oluyoruz. Bir başka deyişle pazar yapısı ve müşteri profili, giderek seri kitlesel üretime uygunluktan uzaklaşıyor. İşletme açısından bugünün önemli sorularından birisi bir yandan maliyeti düşürürken diğer yandan pazarın ve müşterinin beklediği farklılaşmanın nasıl yaratılacağı olarak görünüyor.

Beceri, Yetenek ve Yetkinlik

İş dünyasının vazgeçilmez şartlarından birisi kalite oldu. Kalite konusunda yasal mevzuatın gelişimi bir yana, müşteri duyarlılığı hayli yükseldi. Pazarda kalıcı olabilmek için ise sadece üründe değil, –üretim, satış, pazarlama, örgütsel yapı gibi– işletme unsurlarında da farklılaşabilmek gerekiyor. Farklılaşmak için elimizdeki en önemli araç inovasyon olarak görünüyor. İnovasyon, sabahtan akşama ya da ‘içe doğma’ ile başarılması beklenecek bir performans değil. Bir işletme inovatif olabilmek için bu konuda beceri ve yetkinlik geliştirmeli. Kurumsal yetenek geliştirme sayesinde inovatif olmayı işletmeye özümseterek, içsel bir nitelik haline getirmek gerekiyor.

Kitlesel seri üretim mantığı, tek tipte bir müşteri profilini hedefler. Pazarı parçalara ayırmadan, herkese aynı ürün ya da hizmeti sunar. Hâlbuki işletme kendi beceri, yetenek ve yetkinliklerinin geliştirilmesine yatırım yaparak da avantajlar elde edebilir. Birden fazla ürün ya da hizmetin ortak olarak farklı sektör ya da alanlara sunulması ile üretim maliyetlerinin düşmesini sağlayabilir. Kapsam ekonomisi adı verilen bu yaklaşımda; seçilen yetkinliklere yapılan yatırımlar ile değişik iş alanları ve sektörlerde başarı yakalama becerisi geliştirilir. Kapsam ekonomisi konusunda literatürde verilen en seçkin örnek, Honda’nın motor teknolojisi konusunda geliştirdiği yetkinliktir. Bu yetenek sayesinde Honda, motor teknolojisi alanında motosiklet, deniz motoru, otomobil ve jeneratör gibi farklı sektörlere ürün sunarak başarılı olmuştur.

Kapsam ekonomisi mantığı ile başarılı olabilmek için seçilen yeteneğin geliştirilmesinde ve üretime dönüştürülmesinde –insan kaynağından teçhizata kadar, kullanılacak unsurlara yatırım yapılması gerekir. Diğer yandan yönetim yaklaşımının da bu ekonomiye uygun hale dönüştürülmesi gerekir. Bu modelde pazarlama fonksiyonunun işletmenin odak noktası haline geldiğini ve pazardaki açıklanmış veya gizli kalmış talebin izlenmesi konusunu da unutmamak gerekir.

Yeni çağın işletmesinin, pazarlama fonksiyonunu işletmenin odak noktası olarak kabul etmesi gerekiyor. Kendi mevcut veya geliştirilebilir yetenekleri ile tatmin edebileceği ihtiyaçlar ve çözümler bulmalı. Seri üretimin tek tip müşteri mantığından vazgeçip, farklı sektör ve alanlarda farklı müşteri gruplarına nasıl ürün-hizmet sunumu yapabileceğini araştıracak vizyoner beceriyi edinmeli. Fiyat dışında başka konularda da farklılaşmayı ve inovasyon konusunda beceri ve yetenek geliştirmeyi önüne hedef olarak koymalı. Bunlar yapılabilir; ama önce değişimin istekliliğini hissetmek ve bu heyecanla yola çıkmak gerekiyor.

Sayısal Teknolojiler

Bilginin miktar ve çeşitlilik olarak hızla arttığı yeni çağda, toplumsal yaşamın belirlenmesinde teknolojinin belirleyici rolünü giderek daha iyi kavrıyoruz. Bilişim, iletişim, İnternet ve üretim teknolojilerindeki yeni gelişmeler önümüzdeki dönemde iş modellerinin değişiminde daha ağırlıklı olarak yer alacak. Tanık olduğumuzdan çok daha fazlasının gerçekleştiğini izleyeceğiz.

20’nci yüzyılda iş dünyası, üretim süreçlerinde –dolayısıyla işletmelere– makineleşmenin etkisinin artışını yaşadı. Düz işçiliğin payı giderek azalırken, makine zamanı üretimde daha fazla pay aldı. Yeni çağ işletmeleri ise mevcut olandan daha fazla dijital teknoloji ile donanmış olacak.

Sayısallaşmanın yükselişini sadece ofis ortamlarında kullanılan bilgisayar donanımında değil, üretim alanlarında da izleyeceğiz. Robot ve otomasyon teknolojileri yeni işletmelerin vazgeçilmezleri arasında yer almaya başladı. İnternet, her tür işletmenin bir unsuru olmak zorunda… Diğer yandan işletmelerin yeni ürünleri de daha fazla sayısal teknoloji özellikleri içerecek. Bu değişimin ifadelerinden birisini mekanik, elektronik ve bilim temalarının mekatronik ve robotik başlıkları altında toplanmasında görüyoruz.

İşbirliği ve Ortak Çalışma

İletişim teknolojisi ile lojistik alanındaki gelişmeler, işletmelerin ekosistemini genişletti. Artık işletmeler, farklı uzaklıklardaki mekânlarda yer alan başka firma ve kuruluşlarla işbirliği ve ortak çalışma yapabiliyorlar. İşbirliğinin maliyet azaltmadan inovasyona kadar çok farklı olumlu katkıları var.

Ağ algısının ve ağ teknolojilerinin gelişimi de, işbirliği ve ortak çalışma için sağlam bir zemin oluşturdu. Bugünün işletmesinin değerini belirleyen faktörlerden birisinin işletmenin dâhil olduğu –ana sanayilerden, ürün ve hizmet tedarikçilerinden, müşterilerden ve başka ağlardan oluşan– iş ağı sayısı olduğunu söyleyebiliriz. Kümelenme yöneliminin tüm dünyada moda iş modeli hale gelmesinde işbirliği ve ortak çalışma ihtiyacı ile yakından ilgisi var. Günümüzde bir işletmenin değerinin önemli bir bölümünü ilişkilerinin varlığı ve zenginliği belirliyor.

Ar-Ge ve Fikri Mülkiyet

Günümüz iş dünyasında bir işletmenin kalıcılık ve sürdürülebilirlik sağlamak için, fiyat dışında farklı rekabet üstünlükleri bulması kaçınılmaz hale geldi. Söz konusu üstünlükleri elde etmenin yollarının başında, farklılaşma ve bunun araçlarının en verimlisi olarak inovasyon görünüyor. Kimi zaman küçük yeniliklerle sağlanabilen inovatif katma değer için genelde işletmenin araştırma-geliştirme (ar-ge) yeteneklerini geliştirmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni çağın işletmesi –kendi ihtiyaçları ve kaynak miktarını da dikkate alarak– daha önceki dönemlere göre ar-ge konusuna daha fazla önem vermek ve kaynak ayırmak durumunda…

Ar-ge ve inovasyon çalışmaları ile elde edilen sonuçların korunması, işletmenin patent ve benzerleri türündeki gayri maddi varlıkları (fikri mülkiyeti) konusuna geliyor. Günümüzün işletmelerinin piyasa değerleri konusunda yapılan çalışmalar, bir şirketin değerini belirleyenler arasında gayri maddi varlıkların oranının giderek arttığını gösteriyor. Dolayısıyla yeni çağda firmaların, gayri maddi varlıklar konusundaki envanterlerinin gelişimine özen göstermeleri gerekiyor. Önümüzdeki dönemde fikri mülkiyetin korunması konusundaki gelişmelerin taklit ve kopya gibi ‘fikri aşırma kolaycılığının’ önünü kesmede daha etkili olması beklenir.

Geleneksel işletmelerin ağır değişim ve dönüşüm gösterdiği zaman dilimi, ufukta kaybolmak üzere… Yeni çağın işletmelerinin, kendi ekosistemlerinin yakın ve uzak noktalarındaki gelişmeleri izleyip buna göre değişim ve gelişim programları uygulamaya koymaları gerekiyor. Yeni çağın işletmesi; her an esnek, çevik ve akıllı olmak durumunda…

Yeni İşgücü

Tarım ve sanayi sektörleri önemini yeni çağda da korumaya devam ediyor. Diğer yandan dünya işletme tarihi dikkate alındığında yaşadığımız döneme hizmet işletmelerinin damgasını vurduğunu görüyoruz. Bu olguyu iki türlü yorumlamak gerekir. Birincisi; hizmet üretip pazarlamaya odaklı yeni iş alanları, dolayısıyla işletmeler oluştu. Bu süreçte geleneksel hizmet işletmeleri yanında örneğin bilişim ve iletişim firmalarının, bankaların, muhasebe, sigorta, tasarım, danışmanlık ve eğitim kuruluşlarının, ar-ge merkezlerinin öne çıktığını görüyoruz. İkincisi; ticari mal üretip satan işletmelerde ürünün yeni hizmetlerle bütünleştirilmesi süreci bir başka gelişme olarak izliyoruz. Günümüzde üretim işletmeleri için de hizmet konusu daha önemli hale geldi. Gerek hizmet işletmelerinin sayıca artıp çeşitlenmesi gerekse üreticilerin ürünü hizmetle bütünleştirmeye daha fazla önem vermeleri bu alanlarda çalışacak işgücünün nitelikleri konusunu gündeme getirdi.

Kitlesel seri üretimin işgücü eksenindeki bakış açısı, kalifiye olmayan emeği ucuza mal etmek ve böylece birim üretim maliyetini düşürmekti. Nitelikli işgücü ancak belirli alanlarda talep ediliyordu. Yeni çağın işletmelerinin işgücüne bakışı, üretim ve yönetim metodolojilerindeki değişime bağlı olarak bir farklılaşma geçirdi. Yeni çağın işletmelerindeki çalışanların bilgi ve deneyim sahibi, çok yönlü becerilere sahip, yaratıcı ve yenilikçi olması bekleniyor. Bu çağda insan kaynağının değeri yükseldi. Nitelikli insan kaynağı hem işletmeyi hem de üretilen mal ve hizmetleri daha değerli hale getiriyor.

Gelecekte işgücünün konumuna baktığımızda ikili bir yapı öngörülüyor. Öncelikle yukarıda da değinildiği gibi nitelikli işgücünün işletmeler açısından önemi ve değeri artacak. Özellikle ar-ge, ür-ge, inovasyon, tasarım ve projecilik gibi alanlarda kalifiye çalışan ihtiyacı yükselecek. Diğer yandan bir başka emek talebi şoförlük, garsonluk, hasta bakımı ve benzerleri gibi yardımcı işler alanında çok yüksek nitelikler istemeyen bir noktada oluşacak. Genel olarak söylendiğinde işletmenin birim maliyeti içinde işgücü maliyetinin oransal olarak düşmesi öngörülüyor. İşgücü, sanayinin geleneksel dönemine oranla daha az önemli olacak. Bu sürecin belirlenmesinde bilişim, iletişim, İnternet, otomasyon, mekatronik ve robotik teknolojilerinin önemli etkileri olacak.

Emeğin birim üretim içindeki ağırlığı değişirken bir başka farklılaşmanın da işgücü fiyatlaması alanında olacağı anlaşılıyor. Yeni çağın işletmeleri, bundan sonra çalışana tam zamanlı istihdam yerine daha yüksek reel ücretli ama kısmi zamanlı çalışma açısından bakacaklar. Bu eğilimin çeşitlenerek gelişmesi beklenir.

İnsan Kaynağının Eğitimi

Sanayi Çağı, eğitimin okulda alındığı ve okul ile işin katı sınırlarla birbirinden ayrıldığı bir dönemdi. Günümüzde bilginin miktar ve çeşitlilik olarak arttığını izliyoruz. Bir yandan bilgi hacmi büyürken diğer yandan da yeni bilim, teknoloji ve iş alanları oluşuyor. Bu ve benzeri nedenlerle okulda alınan eğitimle yetinmek mümkün değil. Yeni çağ işletmelerinin insan kaynağına cevap verebilmek için eğitimin yaşam boyu haline dönüşmesi gerekiyor.

Eğitimin yeni durumu hem mevcut ve potansiyel işgücünün hem de işletmelerin önüne yeni görevler koyuyor. Okullarda eğitim alanlar açısından burada verilen kapsam ile yetinmemek, başka kurum ve kuruluşların katkılarıyla eğitim çerçevesini genişletip zenginleştirmek gerekiyor. Çalışanların hem mevcut bilgilerini tazelemeleri hem de yeni konular öğrenmeleri kaçınılmaz bir durum olarak ortaya çıkıyor. İşletmeler açısından baktığımızda ise yöneticilerin kendi personelinin eğitimi için gerekli düzenlemeleri yapmaları zorunluluğu oluşuyor. Özetle; emek pazarının her iki yönü de eğitime ve kişisel gelişime daha fazla önem ve değer vermek zorunda…

Gürcan Banger

BEĞEN – İZLE

About Gürcan Banger

GÜRCAN BANGER elektrik yüksek mühendisi, danışman ve yazardır. Eskişehir Maarif Koleji ve ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunudur. Aynı bölümde yüksek lisans çalışması yaptı. Kamuda mühendislik hizmetleri yapmanın yanında bilişim donanımı ve yazılımı, elektronik, eğitim sektörlerinde işletmeler kurdu, yönetti. Meslek odası ve sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. 2005’ten bu yana bazı büyük sanayi şirketleri de dâhil olmak üzere çeşitli kuruluşlarda iş kültürü, yönetim, yeniden yapılanma, kümelenme, girişimcilik, stratejik planlama, Endüstri 4.0 gibi konularda kurumsal danışman, iş ve işletme danışmanı ve eğitmen olarak hizmet sunuyor. Üniversitelerde kısmi zamanlı ders veriyor. Raylı Sistemler Kümelenmesi'nde küme koordinatörü olarak görev yaptı. Halen "bizobiz.net Danışmanlık ve Eğitim" firmasında proje koordinatörüdür. Kendini “business philosopher” olarak tanımlıyor. Düzenli olarak bloglarında (http://www.duyguguncesi.net ve http://www.bizobiz.net) yazıyor. Değişik konularda yayınlanmış kitapları var. Son çalışmalarından "Endüstri 4.0 Uygulama ve Dönüşüm Rehberi" Kasım 2018'de, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme” Eylül 2016’da (2018'de 2. baskı), “Endüstri 4.0 Ekstra” Mayıs 2017'de (2018'de 2. baskı), "Aşkın Anlamlar Kitabı" Eylül 2017'de, "Camı Kırık Şiirler Senfonisi (şiir)" 2019'da ve "Yaratıcı Problem Çözme Teknikleri" 2019'da Dorlion Yayınları arasında çıktı. Çeşitli gazete, dergi ve bloglarda yazıları yayınlanıyor. KİTAPLARINDAN BAZILARI: Gürcan Banger, "Yaratıcı Problem Çözme Teknikleri", Dorlion Yayınları, 2019, Ankara. Gürcan Banger, "Endüstri 4.0 Uygulama ve Dönüşüm Rehberi", Dorlion Yayınları, 2018. Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 – Ekstra”, Dorlion Yayınları, 2. baskı, 2018, Ankara. Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme”, Dorlion Yayınları, 2. baskı, 2018, Ankara. Gürcan Banger, “Aşkın Anlamlar Kitabı”, Dorlion Yayınları, Eylül 2017, Ankara. Gürcan Banger, “Sivil Toplum Örgütleri İçin Yönetişim Rehberi”, STGM Yayınları, 2011, Ankara. Gürcan Banger, “Eskişehir'in Şifalı Sıcak Su Zenginliği”, Eskişehir Ticaret Odası Yayınları, 2002. Gürcan Banger, “Siyasal Kalite: Siyasal Kalite Yönetimi”, Bilim Teknik Yayınevi, 2000, İstanbul Gürcan Banger, “C/C++ ve Nesneye Yönelik Programlama”, Bilim Teknik Yayınevi, İstanbul Gürcan Banger, “Pascal: Borland / Turbo 4, 4.5, 5,5, 6,7 ve 7.01”, Bilim Teknik Yayınevi, 1999, İstanbul Gürcan Banger, “Siyasetin Mimarisi”, Ant Matbaacılık Yayıncılık, Haziran 1995, Eskişehir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.