Eğitim 4.0

      Yorum yok Eğitim 4.0

Ülkenin değişik kentlerinde ve farklı nitelikteki kuruluşlarda yaptığım Endüstri 4.0 (Sanayi 4.0) sunumlarında sıklıkla karşılaştığım sorulardan bir bölümü eğitim üzerine oluyor. Yeni ve evrimleşen teknolojilerin eğitim sistemini ve bu alanda hizmet veren kavram, kurum ve kuruluşları nasıl değiştireceği konusu merak ediliyor. Bu konuda akademik çalışmalar yapıldığını görmek gerçekten memnuniyet verici…

Ne Endüstri 4.0 ne de Eğitim 4.0 vizyonu sadece teknolojik bir evrimleşmeden ibaret değil. Dünyanın daha önce yaşamadığı bir ölçekte ve hızda gelişen değişim ve dönüşüm döneminin özelliği algıda, zihniyette ve uygulamada farklılıklar getirmesidir.

Eğitim de dahil olmak üzere işlerin tasarlanma ve yapılma anlayış ve biçimleri değişecek. Bu yönüyle geçmişte yaşanan değişim dönemlerinden hayli farklı olacak. Abartılı bir örnek vermek gerekirse; önümüzdeki 5-10 yılda yoğun biçimde yaşayacağımız bir ‘tsunami’ gerçeği ile karşı karşıyayız. Ama ne yazık ki ne bilimsel ve teknolojik ne de ekonomik ve sosyal olarak bunun yeteri ölçüde farkında değiliz.

Endüstri 4.0, basit olarak bilişim ve iletişim teknolojileri ile üretim ve yönetim teknolojilerinin (operasyonel teknolojilerin) bütünleşmesi olarak tanımlanabilir. Böylece ekonominin tüm sektörlerinde bu bütünleşmeye bağlı olarak değişimler gerçekleşecek. İş-işletme ekosistemi tüm unsurlarıyla birlikte bilinçli veya zoraki bir dönüşüm gerçekleştirecek. Hiç kuşkusuz; bu dönüşüm süreci toplum ve insan yaşamında da yoğun ve kapsamlı etkiler ortaya koyacak.

Eğitim sektörleri de bu dönüşümden etkilenmek durumunda ve zorundadır. Burada önemli olan, yeni türden çok boyutlu yaşamın gerek ve ihtiyaçlarına uygun olan eğitim model, yöntem, teknik ve araçlarının geliştirilmesidir. Dolayısıyla Eğitim 4.0, ilgili tüm kesimler için öncelikle vizyon, strateji, yol haritası, planlama ve bütçeleme konusudur.

Eğitim 4.0; (başta yapay zekâ olmak üzere) yeni ve evrimleşen teknolojilerin yetenek ve imkânlarının, yaşamın hızlı ve kapsamlı değişimine uygun olarak her yaş ve katmandan öğrencilerin öğrenme ihtiyaçlarını karşılamak üzere sunulması vizyonudur. Bu vizyon bağlamında eğitim kurum ve sistemini oluşturan tüm unsurların değişimi ve dönüşümü hedeflenir.

Yeni dönemin mottosu “Dijital düşün!” şeklinde formüle edilebilir. Eğitim 4.0, yaşamın her alanında ve her düzeyinde dijital yetkinliklerin geliştirilmesi, biteviye yenilenen ve geliştirilen teknolojilerin öğrenme amaçlı olarak kullanılmasıdır.

Değişimin en önemli özelliklerden bir tanesi, fiziksel veya sanal bir ‘sınıf mekânına doluşmuş’ bireylere aynı içeriğin aktarılması yerine herkesin kendi ihtiyacına uygun kaliteli ve özel içerik sunulmasıdır. Bu içeriğe öğrenci dünyanın herhangi bir noktasından ve zamandan bağımsız olarak erişebilecektir.

Eğitim 4.0 vizyonu, (aynen Endüstri 4.0’da olduğu gibi) geleceğe odaklanır. Toplam iş gücünü oluşturan herhangi bir bireyin gelecekteki ihtiyaçlarını karşılayacak becerileri edinebilmesini hedefler. Gelecekteki ekonomi ve yaşam, geçmişe ve şimdiye oranla daha fazla kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetlere odaklı olacağından eğitimin sistem ve kurum olarak buna uygun yapılanması gerekir. Belki de eğitim açısından değişmeyenler arasında ilk sırada yer alacak olan; yaşamın her alanında, sanayiden sanata kadar “eğitimin üretim için olacağı” belgisidir.

Eğitim 4.0 Neleri Değiştirecek?
18’inci yüzyılda başlayan ilk sanayi dönemi, su ve buhar gücüyle enerjilenen mekanik üretim donanımına dayalı olarak gerçekleşti. Tarımsal ekonomi egemen olmaya devam ediyordu. Bu dönemde eğitim yüzyıllar boyunca biriktirilmiş deneyimin ezberlenmesi üzerine kurgulanmıştı.

19’uncu yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ikinci sanayi çağı ise kitlesel üretim üzerine odaklıydı. Bu dönemin başlıca özellikleri arasında elektriğin sanayide kullanımını ve işbölümünü sayabiliriz. Yeni bilimsel ve teknolojik çalışmaların başlamasına rağmen hâlâ geleneksel eğitimin etkileri sürüyordu.

20’nci yüzyılın ilk yarısında dünya iki büyük savaş yaşadı. Bu kıyım savaşlarında devletlerin ve orduların en büyük ilgileri düşman şifrelerinin çözülmesine ve bombalarının yere düşmeden yok edilmesine yöneldi. Bu tür ilgiler teknolojinin gelişmesi ile birlikte bilgisayarların ortaya çıkışına vesile oldu. Üçüncü Sanayi Dönemi olarak isimlendirilen bu dönemde Endüstriyel bilgisayarlar sanayi tezgâhlarının parçası haline gelmesini İnternet’in ortaya çıkışı izledi. Özellikle kişisel bilgisayarların yaygınlaşması ile birlikte bilgisayar destekli öğretim üzerine çalışmalar ve denemeler ilgi görmeye başladı. Eğitim açısından 3.0 olarak kodlanabilecek bu dönemde teknoloji, eğitim-öğretim alanında ilk adımlarını atmaya başlamıştı.

2010 ve sonrası, küresel veya ulusal düzeylerde farklı isimlendirme çabalarına rağmen ‘şimdilik’ Endüstri 4.0 olarak niteleniyor. Bu dönemde yapay zekâ, büyük veri, artırılmış gerçeklik, mobilite, otonom robotlar, yaygın ve hızlı İnternet vb. teknolojiler ile birlikte siber fiziksel sistemler olgusu yeni dünyayı tanımlıyor. Bu dönemin eğitim vizyonu, inovasyon oluşturmaya yönelik şekilde eğitimi güçlendirmektedir. Yeni ve evrimleşen teknolojilerin Eğitim 4.0 olarak kodlanan kavram, kurum ve modelle geçmişin gelenekselliğini çok büyük oranda değiştireceği anlaşılıyor.

Endüstri 4.0 vizyonu, dünyada ne türden değişimler ve kazanımlar öngörüyor? İlk beklenti, küresel düzeyde ortalama gelir seviyesinin yükselmesidir. İkincisi; üstel teknolojilerin kullanımı sayesinde yaşam kalitesinin iyileştirilme bekleniyor. Üçüncü olarak ulaşım ve iletişim maliyetlerinin düşmesi öngörülüyor. Aynı bağlamda küresel anlamda “her yerde İnternet”, bu vizyonun unsurlarından bir diğeridir. Yeni ürün ve hizmetlerle yeni pazarların oluşması dördüncü öngörü olarak söylenebilir.

Endüstri 4.0 Çağı’nda robotlar ve insanların birlikte, uyum ve işbirliği içinde çalışması planlanıyor. Bu durum, yenilenmiş bir ergonomi tanımı gerektirecek. Riskli ve tehlikeli işlerin robotlara devredilmesi ile daha güvenli bir iş ortamının oluşturulması Endüstri 4.0’ın öngörülerinden bir başkasıdır. Bu kısa listede son olarak (-ki tüm olumlu öngörüler bunlardan ibaret değil); yeni teknolojilerin insan sağlığında yaratacağı iyileştirmelerle daha uzun yaşam sürelerine yol açacağı bekleniyor.

Endüstri 4.0 Çağı’nın tanımlayan anahtar kelimelerden bazıları; karmaşıklık (kompleks durum), inovasyon, yaratıcılık, işbirliği, yönetişim olacak. Bu türden bir dünya insanların (dolayısıyla çalışanların) iyi belirlenmiş bazı nitelik ve becerilere sahip olmasını gerektiriyor. Bunlar arasında ilk sırada “yaratıcı problem çözme becerisi”nin geldiğini söyleyebiliriz.

Endüstri 4.0 odaklı olarak yapılan çalışmalar sonrasında yeni çağın gerektirdiği diğer önemli beceriler arasında eleştirel düşünme ve yaratıcılık (inovasyon) becerilerini sayabiliriz. Bunlara topluluk ve takım yönetimi, işbirliği içinde birlikte çalışma, iletişim, başkaları ile eşgüdüm gibi becerileri eklemeliyiz. Duygusal zekâ, verilere dayalı karar verme diğer önemli beceriler arasında yer alacak. Veri olgusu, Endüstri 4.0 vizyonunun çekirdeğini oluşturur. Bilişsel esneklik becerisine ek olarak süreç ve hizmet tasarımı, bunların yönetilmesi ve iyileştirilmesine yönelik becerilerin de gerekliliğinden söz edebiliriz.

Eğitim 4.0 Hangi Yenilikleri Getirecek?
Yeni teknolojiler yarattığı mobilite sayesinde eğitim, önceden tanımlı fiziksel mekânlara sıkışmış olmaktan kurtulacak. Dolayısıyla her yaş diliminden öğrenciler farklı zamanlarda (okul, ev, iş yeri veya diğer yaşam noktaları gibi) çeşitli mekânlarda çeşitlendirilmiş öğrenme fırsatlarına sahip olacaklar. Sanal ortamda gerçekleşecek e-öğrenme süreçleri, uzaktan ve kişinin öğrenme hızına uygun yöntem, teknik ve araçlar ile uygulanacak.

İlginç bir gelişme de öğrenmenin teorik ve uygulamalı türlerinin mekânsal olarak yer değiştirmesi şeklinde gerçekleşecek. Şöyle ki; Eğitim 4.0 süreçlerinde teorik öğrenmenin (okul, sınıf, kurumsal eğitim merkezi gibi) fiziksel mekânların dışında yapılacağı öngörülüyor. Diğer yandan uygulamalı öğrenme ise öğretici ile öğrencinin yüz yüze etkileşimi ile (bir anlamda usta-çırak, danışman-danışan vb. ilişkisi şeklinde) gündeme gelecek.

Yeni eğitim modelinin (Endüstri 4.0 vizyonuna da uygun olarak) en önemli özelliklerinden biri kişiselleştirilmiş olmasıdır. Öğrenciler kendi yeteneklerine uygun hale getirilmiş çalışma araçları kullanacaklar. Bu durumun bir diğer sonucu, ortalama üstü öğrencilerin belli bir öğrenme çıtasını aşmaları sonrasında daha zor görev ve sorularla karşılaşacak olmalarıdır. Bunu eğitimin her bireyin yetenek ve ilerleme hızına (bireysel öğrenme eğrisine) bağlı olarak gelişeceği şeklinde yorumlayabiliriz. Bu durumdan kaynaklanarak Endüstri 4.0 Çağı’nın ‘talim ve terbiyesini’ “eğitim” yerine “öğrenme” olarak anlamak daha uygun olur.

Eğitimin ilerleyişinin her kişinin kendi yeteneğine bağlı olarak öngörülmesi, bireyin öğrenmede sorunlar yaşaması halinde geri dönme imkânları olacağı anlamına gelir. Bu şekilde öğrenci istenen seviyeye ulaşıncaya kadar konuları tekrar etmek fırsatına sahip olacaktır. Böylece zor öğrenme şartları ile karşı karşıya kalan öğrencilerin moral bozukluğu, motivasyon ve güven kaybı nedeniyle eğitim engelleri ile yaşamamaları sağlanacak. Aynı zamanda (yapay zekâ uygulamalarının da desteğiyle) öğreticiler öğrencilerin ilerleme seviyelerini anlama olanağı bulacaklar.

Eğitimin kişiselleşmesi, aynı zamanda her öğrencinin öğrenme yoluyla farklı hedeflere ilerleyeceğini ifade eder. Öğrencilerin yolları ve hedefleri birbirinden farklı olabilecektir. Aynı zamanda öğrenciler kendi öğrenme süreçlerinde ihtiyaçlarına uygun olarak eğitim araçlarını değiştirebilecekler. Bu çerçevede farklı araçları, teknikleri, yazılımları ve uygulamaları öğrenme ve deneme imkânları olacak.

Eğitim kurumlarında veya kuruluşların ilgili merkezlerinde kullanılan araç gereç, bireylerin kendi yaşam ortamlarında kullandıklarına oranla daha az yetenekli olabiliyor. Kişinin evinde kullandığı araç, gereç ve yazılım uygulamalarının öğrenme mekânlarında bulunanlara oranla daha sınırlı ve kısıtlı olması sık karşılaşılabilecek durumlardan bir tanesidir. Bu tür sıkıntılı durumlarda kişilerin kendi cihaz ve yazılımlarını kullanmasına olanak sağlanabilir. Endüstri 4.0 bağlamında bu yaklaşım, “Kendi Cihazını Kendin Getir (KCKG)” şeklinde formüle ediliyor. (“Endüstri 4.0 Uygulama ve Dönüşüm Rehberi” ve “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme” isimli kitaplarımda bu konudan uzunca söz ettim.)

Endüstri 4.0 Çağı’nda işletme yapılanması tercihi, sabit departmanlar yerine dinamik (ve şartlara göre sanal olabilen) takımlar şeklinde olacak. Proje tabanlı takım çalışmasının giderek yükseldiğine tanık olacağız. Endüstri 4.0 Çağı, dikkati çeken oranda “bağımsız çalışma ekonomisi” olacak; kişiler tek bir kuruluşa bağlanmak yerine birden fazla işletmeyle iş temelinde çalışıyor olacaklar. Aynı zamanda kısa sürede uyum göstermeleri gereken farklı ortamlarda çalışma, yaşamın “yeni normal”i haline gelecek. Buna uygun olarak eğitimin de (başlangıç aşamasından itibaren) proje tabanlı takım çalışmasına uygun olarak düzenlenmesi gerekiyor. Bu çerçevede öğrenciler örgütsel ve işbirlikçi çalışma ile zaman yönetimi konusunda bilgi ve deneyim edinmeliler.

Eğitim 4.0 dönemi, becerilerin giderek daha fazla öne çıktığı bir zaman akışını ifade ediyor. Bunlar arasında öğrenme becerisinin kendisi ilk sırada yer alacak. Ayrıca teknoloji de sürekli öğrenme anlayışında verimlilik açısından yeni imkânlar yaratacak. Öğrenmenin yeni içerik ve programları, teknoloji sayesinde doğrudan insandan (insan eğiticiden) edinilecek bilgiler için yüz yüze etkileşim imkânlarını çoğaltacak. Bunun anlamı, herhangi bir alanla ilgili olarak deneyim aktarma fırsatlarını çoğalmasıdır.

Hiç kuşkusuz; okul kurumunda geleneksel yapılara oranla önemli değişikliklere tanık olacağız. Yeni okul, iş yaşamına hazırlanan öğrenciye çalışacakları alanla ilgili ve maddi hayatta gerçekten yararlı olacak beceriler edinmeleri için daha fazla olanak sunacak. Okul sürecinde öğrenciler mentorluk ve işbirliği projelerinde yer alarak işin pratik olarak yaşanmasını uygulamalı deneyimleme imkânı edinecekler.

Endüstri 4.0 Çağı’nın gerektirdikleri arasında FeTeMM (STEM) olarak kısaltılan fen bilimleri, teknoloji, mühendislik ve matematik becerileri ağırlıklı olarak yer alır. Bunlar arasında matematik becerilerinin elle yapılan hesaplama bölümü, büyük oranda bilgisayarlar veya eşdeğer cihazlar tarafından yerine getirilecek. Bilişim teknolojisi verilerden yararlanarak istatistiksel analizlerin yapılması ve gelecek yönelimlerinin belirlenmesinde insanlara (dolayısıyla öğrencilere) yardımcı olacak. Elde edilen sonuçların yorumlanması, değerlendirilmesi ve kararlara dönüştürülmesi geleceğin (dolayısıyla yeni müfredatın) önemli bileşenlerinden biri olmak zorundadır. İnsanın akıl yürütme becerisinin veriler ve bunların analizinden elde edilen enformasyonun uygulanması, geleceğin eğitimini belirleyen değerli özellikler arasında yer alacak.

Günümüz eğitim-öğretim sisteminin en ciddi sorun alanlarından birisi sınav olgusudur. Yeni teknolojilerin desteği ile Eğitim 4.0 ile birlikte bu alanda da iyileştirmeler olması beklenir. Geleceğin eğitiminin, Endüstri 4.0’ın yarattığı aydınlatma ile fiziksel okul / eğitim yapılarından sanal platformlara doğru kayacağını öngörmek artık daha kolay…

Yeni dönemde eğitim platformları ve ağları öğrencilerin değerlendirilmesine önemli katkılar yapacak, kolaylıklar sağlayacak. Bu çerçevede değerlendirme sistemlerinin soru-cevap modeli yerine yapay zekâ odaklı yeni modellere dönüşeceğini öngörebiliriz. Sınav öncesi ezberlenen ve sonrası unutulan bilgilerin ölçülmesinin yararsızlığı yeterince anlaşılmış haldedir. Yeni değerlendirme sisteminin öğrencilerin yetenek ve becerilerini yaşama ve iş ortamına hazırlanma açısından daha doğru ölçmesi gerekir. Öğrencinin değerlendirmesinin ayrı bir sınav süreci yerine öğrenme akışının kendi doğallığı içinde yapılması daha uygun olur. Öğrencinin yer aldığı uygulamalı mentorluk ve işbirliği proje çalışmaları bu yeni modele imkân sağlayacaktır.

Eğitim sürecinin tanımlanmasına öğrencinin katılımı uzun süredir ‘konuşulan’ konulardan birisidir. Eğitim 4.0 vizyonu, içeriğin ve öğrenme araçlarının belirlenmesinde öğrencinin giderek daha katılımını hedef olarak kabul eder. Gerçekçi ve çağa uygun müfredat, ancak eğitim uzmanlarının öğrenciler ile birlikte çalışması ile ortaya çıkabilir. Öğrencilerin eğitim içeriği konusunda sağlayacakları uyarılar ve geri bildirim eğitim kurumunun iyileştirilmesine doğrudan etki edecektir.

Hiç kuşkusuz; uzak hedef, öğrencinin yüksek farkındalık ve bilinç düzeyine ulaşarak kendi eğitim akışını belirlemesi ve bu amaçla yol almasıdır. Günümüzün şartları açısından baktığımızda; öğrencinin eğitim modelinin ve kişisel rotasının belirlenmesinde mentorluk desteği kaçınılmaz bir gerekliliktir. Veri hacminin çılgınca büyüdüğü, bilginin hızla çoğalıp çeşitlendiği bir dünyada öğrencinin danışma ve yol gösterilme ihtiyacı olacaktır. Gerçekten nitelikli mentorluk sistemi bu açıdan değerli bir unsurdur.

Eğitim 4.0’ın Yol İşaretleri
Eğitim disiplini, bugüne kadar eğitimcilere özgü bir alan olarak kaldı. Diğer kesimlerin eğitime ilişkin görüşleri olsa da bunlar eğitim kurum ve yapılarına fazlaca yansımadı. Endüstri 4.0 Çağı ile birlikte bu durumun değişmek durumunda olduğunu gözlüyoruz. Artık eğitimin vizyonu, içeriği, uygulanma biçimi ve bir sistem olarak yeniden yapılanması başta iş ekosistemi olmak üzere toplumun pek kesiminin ilgi ve sorumluluk alanındadır.

Eğitimin bilimsel ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak (her yaş dilimi ve sosyal katman için) yeniden yapılanmasının arkasındaki faktörler nelerdir? İlk olarak insan ömrünün uzamasını söyleyebiliriz. Bu konuda öngörü, insan ortalama yaşam süresinin 100 yılı bulabileceğidir. Diğer yandan yeni ve evrimleşen teknolojiler şimdiye kadar olandan farklı imkânlar ve fırsatlar yaratıyor. Bu nedenle 21’inci yüzyıldan başlayarak dünya, yaşam ve evren hakkında farklı bilgi ve algılara sahip olacağız. Bu da eğitimin her yaş diliminde ve sosyal katmandaki öğrenciye çağa uygun bir bakış açısı edindirmesini gerekli kılıyor.

Gelişmelerin ışığında yeni bir yaşam ve iş ekosistemi, yükselen yönelimlerin beklentilerin uygun becerilerin oluşmasını gerekli kılıyor. Bu becerileri kazandıracak olan yeni eğitim sistemidir. Ayrıca bu durum, yeni çağın becerilerinin neler olacağının öngörülmesini ve eğitim sisteminin buna göre düzenlenmesini gündeme getiriyor.

Yeni dünya, zamanın ve mekânın her noktasında dijital ağların ve cihazların varlığı ile gerçekleşecek. Teknolojik olanaklar, her sistemi olduğu gibi eğitim kurumunu da genel ve özel seviyelerde etkileyecek. Yeni olanakların getireceği açılımlardan bir başkası ise günümüzde fiziksel mekânlarda gerçekleşen pek çok eğitim ve istihdam faaliyetin büyük oranda sanal olan işbirliği platformlarına devredileceği anlamına gelir. Fiziksel olanın sanal platformlara dönüşmesi olgusunu (günümüzde devlet tarafından yerine getirilen fonksiyonlar da dâhil olmak üzere) başka konularda da gözleyeceğiz.

Endüstri 4.0’ın (ülkemizde yeterince fark edilmese de) bir tsunami şeklinde ilerleyişi konusunda en büyük endişelerin başında yapay zekânın ve akıllı makinelerin insanın yerini alması gelmektedir. Sonuçta bir istihdam ve işsizlik sorunu olabileceği, küresel düzeyde tartışılıyor. Geçmişteki üç teknolojik devrim de işsizlik sorununu ‘bir şekilde’ kendi içinde çözdü.

Bu kez değişim ve dönüşüm çok daha büyük ölçekte gerçekleşiyor. Mevcut durumdaki öngörülere göre bazı iş pozisyonları ortadan kalkacak. Teknolojiye dayalı yeni iş pozisyonları açılacak. Söz konusu yeni çalışma alanlarının oluşabilmesi ise eğitim sisteminin bunlara odaklanmasını gerektiriyor. Yeni pozisyonlar büyük oranda fikir geliştirme, ar-ge, ür-ge, tasarım, yaratıcılık, inovasyon vb. gibi vizyoner ve stratejik gerektiren konularda olacak. Sonuç olarak; yeni çağın önemli niteliklerden birinin çok yönlü olarak “yeteneğe yatırım” olduğunu söyleyebiliriz.

Son yılların en popüler konularından biri olan inovasyon kavramında da değişim yaşanacağı anlaşılıyor. Endüstri 4.0 Çağı’nın bu konudaki seçkin özelliği “açık inovasyon” olacak. İş ekosistemini oluşturan paydaşlar, inovasyon işlerini kendi fiziksel sınırları içinde ‘saklı’ tutmayıp diğerleri ile birlikte ortak çalışma ve işbirliği yapacaklar. Geçmişe oranla daha fazla içerik ve kaynak paylaşımı gerçekleşecek. Bu öngörünün eğitim açısından işaret ettiği nokta ise eğitimin içerik ve uygulama biçimleri olarak inovasyona daha fazla odaklanması ve açık inovasyon konusunu öğrencilerin zihninde açıklığa kavuşturmasıdır.

Hiç kuşkusuz; Endüstri 4.0 ve Eğitim 4.0 vizyonu uygulamalarının sosyal yaşama ve kurumsal yapılara etkileri olacak. Bu etkilerin olumlu yönde oluşması durumunda bir “sosyal ilerleme” yaşayacağımız açıktır.

Endüstri 4.0 ve Eğitim 4.0
Endüstri 4.0 vizyonunun üç temel özelliği var. Birincisi; bilişim teknolojisinin yüksek hız ve hacimde veri işleme kapasitesine ulaşması ile yapay zekâ uygulamalarının yeni imkânlar kazanması sonucunda ortaya çıkan “akıllılık”… İkincisi ise kablolu ve kablosuz bağlantıların, yerel ağların ve İnternet’in gelişmesi ile neredeyse tüm dünyayı ve nesneleri birbirine ilişkilendirecek olan “bağlantılılık”… Üçüncü özellik; sensör ve veri toplama teknolojilerindeki ilerlemeler sayesinde oluşan “gerçek zamanlılık”… Bu özellik, bir olayın gerçekleşmesi ile birlikte neredeyse aynı zamanda o olayın verisine sahip olmak anlamına geliyor.

Yukarıda sıraladığım üç özelliğin ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan sonuçların oluşturduğu küresel bağlantılılık, akıllı makineler ve yeni medya geleceğin iş-işletme ekosistemini, çalışma kavramını ve öğrenme olgusunu ciddi biçimde değiştiriyor. Ortalama insan ömrünün 100 yıla çıkması bir hayal olmaktan çıkıp bir hedefe dönüşüyor.

Uzayan insan yaşamının sonuçlarından biri, öğrenmenin de yaşam boyu haline gelmesi şeklinde gerçekleşecek. Yeni bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yarattığı ortamda öğrenmenin yapısı, içeriği ve uygulama biçimleri de değişecek. Yeni eğitim pek çok yeni veya kavramsal olarak evrimleşmiş becerinin edinilmesini zorunlu kılarken, içeriğin ilk sıralarında inovasyonun olacağı anlaşılıyor.

Geleceğin eğitiminin özellikleri arasında ilk sırada “öğrenmenin kişiselleşmesi” sayılabilir. Basit olarak belirtirsek; bir sınıfa toplanmış bir topluluğa aynı içeriğin aynı şekilde aktarılması şeklindeki eğitim tarzının yeni çağa uygun olmadığını söyleyebiliriz. Her birey, kendi özellik ve hedeflerine uygun olarak oluşturulmasına kendisinin de fiilen katıldığı eğitim süreçleri yaşayacak.

Yeni eğitimin bir diğer özelliği, uçtan uca (öğretici ile öğrenici arasında, büyük oranda sanal ortamda yüz yüze) şeklinde olacak. Eğitim içeriğine küresel bağlantılılık sayesinde herhangi bir yerden erişilebilecek. “Öğrenmenin mekânsızlaşması” yanında eğitim platformları ve içeriklerine erişim (gün, saat vb. gibi) zamanla da sınırlı ve kısıtlı olmayacak. Buna “öğrenmenin süreklileşmesi” diyebiliriz.

Eğitim 4.0 terimi, eğitimin (öğrenmenin) gelecek tasarımı ve vizyonunu ifade eder. Endüstri 4.0 olarak tanımlanan gelişmelerin yaratacağı yeni dünyanın çok yönlü kültürel (beceri, bilgi ve deneyim) ihtiyaçlarını karşılaması öngörülüyor. Bu yeni ekosistemde insanlar ve akıllı-bağlantılı makineler (robotlar, cihazlar, ürünler vb.) uyum içinde ve riskin minimize edildiği durumda var olacaklar. Bu yeni şartlara ilişkin kültürün öğrenilmesi kaçınılmazdır.

Eğitim 4.0; dijital teknolojilerden, kişiselleşen verilerden, açık kaynaklı içerikten ve bağlantılılıktan en yüksek düzeyde yararlanmayı hedefler. Teknolojik evrimleşmenin, esas olarak bir araç olduğunu kabul ederek yeni dünyanın mottosunun “Dijital düşün!” olduğunu öne sürer. Eğitim 4.0’ın vizyonu, canlı ve cansız yaşamın sürdürülebilirliği anlayışı altında toplumun ve bireyin daha iyi yaşam şartlarına ve imkânlarına sahip olmasını öngörür.

Basit olarak Eğitim 4.0; öğrenmeyle ilgili sektörlerde hem kurum ve kuruluşlar hem de toplum ve bireyler açısından bir “iş modeli” değişimi anlamına gelir. Bu olguyu, moda deyimle “oyunun değişimi” olarak da söyleyebiliriz: Yeni oyun, yeni kurallar, yeni araçlar, yeni bakış açıları, yeni yaklaşımlar…

BEĞEN – İZLE

About admin

GÜRCAN BANGER elektrik yüksek mühendisi, danışman ve yazardır. Eskişehir Maarif Koleji ve ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunudur. Aynı bölümde yüksek lisans çalışması yaptı. Kamuda mühendislik hizmetleri yapmanın yanında bilişim donanımı ve yazılımı, elektronik, eğitim sektörlerinde işletmeler kurdu, yönetti. Meslek odası ve sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. 2005’ten bu yana bazı büyük sanayi şirketleri de dâhil olmak üzere çeşitli kuruluşlarda iş kültürü, yönetim, yeniden yapılanma, kümelenme, girişimcilik, stratejik planlama, Endüstri 4.0 gibi konularda kurumsal danışman, iş ve işletme danışmanı ve eğitmen olarak hizmet sunuyor. Üniversitelerde kısmi zamanlı ders veriyor. Halen Raylı Sistemler Kümelenmesi'nde küme koordinatörü ve bizobiz.net danışmanlık ve eğitim firmasında proje koordinatörüdür. Kendini “business philosopher” olarak tanımlıyor. Düzenli olarak bloglarında (http://www.duyguguncesi.net ve http://www.bizobiz.net) yazıyor. Değişik konularda yayınlanmış kitapları var. Son çalışmalarından "Endüstri 4.0 Uygulama ve Dönüşüm Rehberi" Kasım 2018'de, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme” Eylül 2016’da (2018'de 2. baskı), “Endüstri 4.0 Ekstra” Mayıs 2017'de (2018'de 2. baskı) ve "Aşkın Anlamlar Kitabı" Eylül 2017'de Dorlion Yayınları arasında çıktı. Çeşitli gazete, dergi ve bloglarda yazıları yayınlanıyor. KİTAPLARINDAN BAZILARI: Gürcan Banger, "Endüstri 4.0 Uygulama ve Dönüşüm Rehberi", Dorlion Yayınları, 2018 Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 – Ekstra”, Dorlion Yayınları, 2. baskı, 2018, Ankara Gürcan Banger, “Endüstri 4.0 ve Akıllı İşletme”, Dorlion Yayınları, 2. baskı, 2018, Ankara Gürcan Banger, “Aşkın Anlamlar Kitabı”, Dorlion Yayınları, Eylül 2017, Ankara Gürcan Banger, “Sivil Toplum Örgütleri İçin Yönetişim Rehberi”, STGM Yayınları, 2011, Ankara Gürcan Banger, “Eskişehir'in Şifalı Sıcak Su Zenginliği”, Eskişehir Ticaret Odası Yayınları, 2002 Gürcan Banger, “Siyasal Kalite: Siyasal Kalite Yönetimi”, Bilim Teknik Yayınevi, 2000, İstanbul Gürcan Banger, “C/C++ ve Nesneye Yönelik Programlama”, Bilim Teknik Yayınevi, İstanbul Gürcan Banger, “Pascal: Borland / Turbo 4, 4.5, 5,5, 6,7 ve 7.01”, Bilim Teknik Yayınevi, 1999, İstanbul Gürcan Banger, “Siyasetin Mimarisi”, Ant Matbaacılık Yayıncılık, Haziran 1995, Eskişehir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.